“PEYGAMBER SEVGİSİ” TEMALI ŞİİRLER
Bir gece ki aleme Miraç yadigâr oldu,
Yüce Rabb’in rahmeti insanlığa ödüldür.
Rabb’im kutsal şerefe Resulü layık gördü,
Yüce Rabb’im rahmetin gönüllere ödüldür.
Bir mucize ki gökler kapılarını açtı,
Yol oldu Muhammed’e yıldızlar ışık saçtı,
Gece an oldu Nebi bilinmez sırla kaçtı,
Yüce Rabb’im gücüyle rahmetleri ödüldür.
Muamma bir yerlere Nebi misafir yetti,
Miraç, ruh ve cesetle Resul teşerrüf etti,
Cennet, Cehennem nedir bizzat gördüğü netti
Yüce Rabb’in gerçeği Muhammed’e ödüldür.
Gecenin bir anında Muhammed arşa vardı,
Kürsî, arş ve ruh arzı tarifsiz sırlar vardı,
Açıldı tüm kapılar hakikat alem vardı,
Yüce Rabb’in hikmeti Peygambere ödüldür.
Nebi şaşkın ve mutlu o ne güzel onurdu,
Mekansız ve zamansız gördüğü sima nurdu,
Yücelerden yücesi tek Rabb’im okunurdu,
Yüce Rabb’in sevgisi Resûlullah’a ödüldür.
Her kula nasip olmaz, Rab ile sohbete erdi,
O Nebiler Nebisi Resul kutsi bir serdi,
O Nebinin şanından aleme ödül verdi,
Yüce Rabb’in onuru mahlukata ödüldür.
Beş vakit namaz farzı miraç kabul edildi,
Şirk koşmayan kullara Cennet ikram edildi,
Bu geceye erene, günahlar af edildi,
Yüce Rabb’in birliği gönüllere ödüldür.
Böyle bir gece gören Cennet kapısı açar,
Tertemiz vücut bulur tüm günahlardan kaçar
Saf bir irade ile İrem de nurlar saçar,
Yüce Rabb’in Cenneti has ruhlara ödüldür
------------------------------------------------------------------------------------------
Alemler nura gark oldu, Seninle övündü,
Kisralar çılgına döndü,tabiat alevleri söndü
Nübüvvet mabedinde,hakikat sabahı göründü.
Kokusu güzel,nuru ışık,canım peygamberim.
Ötelerin ötesinde,nurlu yaratılışın temsilcisi.
Bitmeyen merhametin, parlayan güneşi.
Allah’ın habibi Resûllerin efendisi,
Yol göstericimiz,canım peygamberim.
Sevgisiyle,Resûle ağlayıp inleyen kütükler.
Selam verip,dağlar taşlar nasıl feryat ettiler.
Bulut ağlamadıkça,yeşillikler nasıl güler.
Gönüller sultanı canım peygamberim.
Etrafını kuşatan ikram,Medine semalarına yayılır.
Yüce elçi,ifadeye sığmayan bir sevinç bir hal alır.
Onun cömertliğini anlatmaya diller aciz kalır.
Cihana ışık saçan,Hatemül enbiyasın.
Resûlü Ekrem oturdular,Kubadaki kuyu başına
Müyesser oldu Cennetül âla birkaç arkadaşına.
Çağrıldılar huzuru Resûle isim isim tek başına.
Nübüvvet mabedinin,Havzu kevserin sahibisin.
Severlerdi Resûlü sıkaleyni,bitmez tükenmez hazla
Taat itaat timsali,meleklerin gaslettiği Hanzala.
Verdikleri andaki sevinç,nail oldukları sevinçten fazla
Allah’ın davasını yükseltin, düşmanlarını susturdun.
Söyliyeyimde gönlümde ki,gam dağılsın gitsin.
Bütün övgülerin sevgilerin üstündesin.
Kıyamete kadar övsem, Sen bitmezsin
İki cihan serveri, hatemül enbiyasın.
----------------------------------------------------------------------------------------
GÜL KOKUNA HASRETİZ
YA MUHAMMED, BU GECE TEŞRİF ETTİN DÜNYAYA
GELİŞİNLE SON VERDİN ,KARANLIK HEYULAYA.
NE ZULMETLER SON BULDU,KİSRA ATEŞİ SÖNDÜ
SAYENİZDE EFENDİM,KARANLIK ,GÜNE DÖNDÜ.
EMANETİ KORUYAN,MUHAMMEDÜL-EMİNDİN
İTİMADIN KALESİ,SEN EN SAĞLAM YEMİNDİN.
YETİMDİN,KİMSESİZDİN,KİMSESİZLER KİMSESİ
ŞEFKATLE UZANAN EL,HAK YOLUNUN GÜR SESİ.
ALLAH,KİTAP BİLMEZDİK,KARANLIĞI SEVERDİK
DOĞRU YOLA GELMEZDİK,PUT`UMUZU ÖVERDİK.
NEFİSLERİN MAHKUMU ZİNCİRLİ KÖLELERDİK
SENİN NURLU YOLUNDA,ŞÜKÜR KULLUĞA ERDİK.
ALLAH GÖNDERDİ SENİ, BEŞER ŞAŞMASIN DİYE
BİR DAHA SAPKINLAŞIP,HADDİ AŞMASIN DİYE
HABİBULLAH MUHAMMED SON NEBİ,SON PEYGAMBER
GEL,GÖR NE HALLERDEYİZ,SESİMİZE CEVAP VER.
UNUTTUK ÖĞRETİNİ,ÖĞRETİNİ UNUTTUK
HAKKI YERLERE ATTIK,BATILI ÜSTÜN TUTTUK.
ADI BARIŞ DİNİNİ ,TERÖRLE ANIYORLAR
ÜMMETİN KARANLIKTA,IŞIĞI ARIYORLAR.
HERKES KENDİ HALİNDE KURTARIYOR GEMİYİ
VAHŞETE YOLLANIRKEN ESKİTİYOR YENİYİ.
REHBERSİN SEN YA RESUL,TERKETTİK HADİSİNİ
BIRAKTIK ELİMİZLE,BİR ALLAHIN İPİNİ.
GÜL KOKUNA HASRETİZ,EBU CEHİL HORTLADI
ZALİMİN ZÜLMÜ DEVAM,BİR ALLAH TAN KORKMADI.
YOLUNA SET ÇEKTİLER,ÜMMETİN GELEMİYOR
CANI KIYMETLİ OLDU,YOLUNDA VEREMİYOR.
BATILIN OYUNCAĞI,ÜMMETİNİN HANESİ
EVİMİZDE GÜRLÜYOR,ŞEYTANLARIN BET SESİ .
EZANLAR BATAR OLDU,KULAKLARA EZANLAR
KÜFRÜ SAVUNUR OLDU,KÖŞELERE YAZANLAR.
SADECE KÜNYELERE İSLAM DİYE YAZILDIK.
GARİP KALDIK YA RESUL,HARAMLARA EZİLDİK.
KUR`ANIN IŞIĞINDA KURTULUŞUN MÜJDESİ
ELBETTE REHBERİMİZ,MUHAMMEDİN GÜR SESİ .
ŞEFAATİNİ GÖNDER UMUTSUZ ÜMMETİNE
MUHTACIZ PEYGAMBERİM,MUHTACIZ HİMMETİNE.
SEN CANIMDAN AZİZSİN,ANAM BABAMDAN ÖNDE
“CANIM ARZULAR SENİ”,RUHUM HAPİS BU TENDE.
SENİ SEVMEK YA RESUL,YOLUNDA YÜRÜMEKTİR,
SENDEN HABERSİZ OLMAK,YAŞARKEN ÇÜRÜMEKTİR.
“CİHAD “DESEM YA RESUL ,ÜRKERLER KELİMEDEN
KURTAR BİZİ YA RESUL,ÖMRÜMÜZ ERİMEDEN.
GÜL KOKUNDAN UZAKTA,NE HUZUR VAR NE RAHAT
BU GARİP ÜMMETİNE,EDER MİSİN ŞEFAAT?
-----------------------------------------------------------------------------------------------
Karanlığın Işığı
MUHAMMED (S.A.V)
Allah,ü téalanın nuru yüzünde
Rahmeti alemin dili Muhammed (s.a.v)
Kalbi temiz sudan duru özünde
İslam’ı alemin yolu Muhammed (s.a.v)
İkram sofrasıydı ibret bazında
Bereketi çoktu zerre azında
Ezildi ezmedi durdu sözünde
Sert rüzgarın serin yeli Muhammed (s.a.v)
Temiz berrak sözü hak niyazında
Yardıma koşardı burak hızında
Hasan Hüseyin,i torun dizinde
Candan cana yakın eli Muhammed (s.a.v)
Geceler ışıktı onun gözünde
Merhamet kaynardı karda buzunda
Babalık sevgisi Fatma kızında
Tuba ağacının dalı Muhammed (s.a.v)
Adalet kaynardı hep kazanında
Hakkı hak tartardı hak mizanında
Oku öğren çalış demiş lafzında
Evliya alimin gölü Muhammed (s.a.v)
Hak aşkına yanar çölün düzünde
Sıddık Osman Ömer Ali izinde
Allah’ın kudreti vardı gürzünde
Yiğit cesur asker kolu Muhammed (s.a.v)
Azamet mühür,ü var omuzunda
Hak kitabı kuran nur havuzunda
Davut Musa İsa hak nazarında
Rabbinin habibi kulu Muhammed (s.a.v)
Kıyamete kadar parlak yıldızı
Ümmetinden çıkmaz onun yaldızı
Muhammed kucağı üşütmez bizi
İslam’ın sevilen gülü Muhammed (s.a.v)
Başak Akdeniz
----------------------------------------------------------------------------------------------
GELDİ YÜCE MUHAMMED
Tüm kitaplar bildirmiş mutlak gelecek idi
Aklı başında olan onu bilecek idi
Kurtuluş reçetesi onda olacak idi
Müjdeleri vererek geldi yüce Muhammed
Yeni belirmiş idi Âmine’nin rahminde
Bilginler yanılmamış yaptıkları tahminde
Müşrikler haklı idi iç donduran vehminde
Karanlığı yararak geldi yüce Muhammed
Sarayın direkleri gelişi ile çöktü
Putperestin anlında korku şimşeği çaktı
Zulme uğrayan millet derinden bir oh çekti
Tüm putları kırarak geldi yüce Muhammed
Küçücük çocuk idi hiçbir putu sevmedi
Ne yaparsa yapsınlar zalimi hiç övmedi
Tutup ışık yakmadan karanlığa sövmedi
Güzellikler dererek geldi yüce Muhammed
Annenin memesinden emerken taze sütü
Kız deyip de toprağa yatardı körpe eti
Geldi de bu zulmete dur dedi çekti seti
Merhameti sererek geldi yüce Muhammed
Hıra dağında geldi oku diye ilk emir
Kutsal ayet önünde peygamber oldu kömür
Eridi karşısında yüreklerdeki demir
İlmi öne sürerek geldi yüce Muhammed
Zalimler saldırdılar korkup kaçar sandılar
Zaman geldi birçoğu hak tebliğe döndüler
Israr eden kâfirler kireç gibi söndüler
Zulme hesap sorarak geldi yüce Muhammed
Sahabeler ardında etten duvarlar ördü
Ehli beyti Âliyi dizi dibinde gördü
Vahyin inceliğini ilk önce ona verdi
Kalbe ilim örerek geldi yüce Muhammed
Zalimlerin zulmüne göğsü serip yattılar
Uhud, Hendek, bedirde birçok savaş ettiler
Çoğu ashap dünyadan şehit olup gittiler
Çok acılar görerek geldi yüce Muhammed
Mizabiye semadan ilim irfan getirdi
Son veda hutbesiyle tebliğini bitirdi
Ümmete şefaati mahşer için götürdü
Canı hakka sürerek gitti yüce Muhammed
Espiyeli-Muhsin AKTAŞ (Mizabi)
---------------------------------------------------------------------------------------------------
40 YAŞINDASIN
Rahmetini umarak
Günahkar bir dille;
Allah Azze ve Celle
Ya Rasulallah,
lemlere rahmet hayatın geçiyor kalbimizden,
Kalbimizden seyrediyoruz seni.
İşte
Bir yaşındasın,
Beni Sa'd yurdundasın
Sana süt anne olmadı kadınlar
Bu yüzden dargın bulutlar
Bir damla yağmur indirmiyor
Kıtlık hüküm sürüyor Beni Sa'd yurdunda
Minicik bir bulut var gökyüzünde
Sana aşık...
Ayrılmıyor başucundan
Ve insanlar yağmur duasında...
Hz.Halime kucağına alıyor seni
Yüzünde bir gölgelik...Seni güneşten korumak için
Oysa minicik bulut gökyüzünde
Sana meftun, sana kilitli...
Ve dua eden rahibin kucağındasın
Dünyalar güzeli gözlerine bakıyor rahip
Kıtlığı da unutuyor, yağmuru da, duayı da
Ama sen unutmuyorsun
Uğruna canlarımız feda o gözlerinle gökyüzüne bakıyorsun
O minicik bulut ilişiyor bakışlarına
Büyüyor, büyüyor...
Sonra nazlı, nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan
Fakat çoğusu bilmiyor yağmurun geliş sebebini
Çoğusu bilmiyor seni...
Altı yaşındasın
Medine-i Münevvere yolundasın
Yanında aziz annen ve Ümmü Eymen
Yetimliğini hissediyorsun baba kabristanında
Sonra yolda, Ebva'da öksüzlük karşılıyor seni
Mekke'ye annesiz giriyorsun
Abdulmuttalip bir başka seviyor seni
Ebu Talip bir başka seviyor
Ya Rasulallah
Mekke çocukları annelerine seslenirler miydi senin yanında
Onlar anne deyince sen yere mi bakardın
Mekke rüzgarları kaç gece gözyaşlarını taşıdı Ebva'ya
Kaç gece anne diye hıçkırdın
Efendim!
Senin yerine de anne dedik annemize
Senin yerine de baba dedik
Yirmi beş yaşındasın
Ve bambaşkasın
Kimse sana denk değil
Şefkat yayıyor kokun
Güven veriyor sesin
Sen Muhammed-ül Emin' sin
Otuz üç yaşındasın
Dalga dalga rahmet var
Otuz beş yaşındasın
Hadi gel bekletme yar
İniltiler çalıyor kapısını göklerin
Hadi gel bekletme yar
Sinesi çatlayacak Rasul bekleyenlerin...
Hadi gel ey Yâr!
Nurdağına davet var
İşte
Kırk yaşındasın
Hira Nur dağındasın
Cibril iniyor göklerden
Ve nokta nokta her yerden salat, selam yükseliyor
Sen kâinatın yüreğinden hasretle kopan ' Ah! ' sın
Karanlık gecelerimize sabahsın
Sen Nebiyullahsın
Sen Habibullahsın
Sen Rasulullahsın
--------------------------------------------------------------------------------------------
GOETHE'NİN "HZ. MUHAMMED'İN TERENNÜMÜ" ADLI ŞİİRİ
Sevinç sevinç berrak
Ve yıldız yıldız parlak
Bir dağ pınarı
Üstünde beyaz bulutların
Ve kuytusunda bir yeşil yamacın
Aziz ruhlar sallamış beşiğini
Veda edip çocuk tazeliğiyle bulutlara
Raks eder gibi iner mermer kayalara
Haykırır sevincini semalara
Dağ geçitlerinde
Önüne katar renk renk çakılları
Ve bağrına basar kardeş pınarları
Çiçeklenir ayak bastığı yerler
Ve nefesiyle yeşerir çimenler
Yoldaşı olur şimdi ırmaklar
Ovaları doldurur gümüş ışıklar
Bir ses yükselir pınarlardan
"Kardeş ayırma bizi koynundan,
Bekliyor Yaratan.
Yoksa bizi çölün kumları yutacak
Güneş kanımızı kurutacak
Kardeş,
Dağın ırmaklarını, ovanın ırmaklarını
Hepimizi alıp koynuna
Eriştir bizi yüce Rabbına
Ezelî Deryâ'nın yanına."
Peki, der, dağ pınarı
Kendinde toplar bütün pınarları
Ve haşmetle kabarır göğsü, kolları
Ülkeler açılır uğradığı yerlerde
Yeni şehirler doğar ayaklarının altında...
Kulelerin alev zirvelerini
Ve haşmetli mermer saraylarını
Bırakıp arkasında
Yürür mukadder yolunda
Dalgalanır başının üstünde binlerce bayrak
İhtişamının şahitleri
Evlâtlarını Rabbine ulaştırarak
Karışır İlâhî ummana coşarak!
-----------------------------------------------------------------------------------------------
ŞEFAAT SENİNDİR YA RESUL ALLAH
Ehli imanlar saf saf durmuşlar
Mahkameyi kibriyada hesap sormuşlar
Günahı olanlar af dilemişler
Şefaat senindir ya Resul Allah
Onların yardımcısı cümle enbiya
Onların serdarı habibi Kibriya
Onlar için rica ediyor hatımel enbiya
Şefaat senindir ya Resul Allah
Günahı olmıyan ağlayıp geziyor
Günahkar dostunun afını istiyor
Kelimeyi tevhit bülbül gibi okuyor
Şefaat senindir ya Resul Allah
Aşıklar feryadı arşı titretti
Cabrail onların aşkından gürledi
Yer gök onların azameti dinledi
Şefaat senindir ya Resul Allah
Rica ediyorlar ehli imanı
Onların boynunda berat fermanı
Muhammed Mustafa’dır onların din imanı
Şefaat senindir ya Resul Allah
Ehli aşk orda ediyor niyazı
Feryadı fiğanı türlü avazı
Hakk huzüründe ediyorlar nazı
Şefaat senindir ya Resul Allah
Saf saf durmuşlar ne güzel canlar
Yüzünde parlıyor nurun imanlar
Hakk’ından bekliyor büyük fermanlar
Şefaat senindir ya Resul Allah
Diyer yarab çaresiz derdimin dermanı
Senin lütfündür emru fermanı
Nuri Ahmed aşkına yürüt bu aşkın kervanı
Şefaat senindir ya Resul Allah
Ehli imanın nuru parlıyor
Fatma anam hüngür hüngür ağlıyor
Ehli imanı rica ediyor
Şefaat senindir ya Resul Allah
Bir yanında Muhammed bir yanında o şahi Haydar
Hatice anamız elinde ferman
Günahkar ümetimin derdine derman
Şefaat senindir ya Resul Allah
Kul Hudavendi (Cevat Sevil)
---------------------------------------------------------------------------------------------
SANA GELDİM EFENDİM
Bin bir güçlükle söküp getirdim yüreğimi de yanımda
Sana geldim efendim…
Cismin bir nur olarak aklımda, isminse hep dudağımda
Bu aşkı taşıyamam artık bu küçücük bağrımda
Dünlerimi yaktım ateşte teslim oldum sana yarınlarımda
Ve ben
Sana geldim efendim…
Sana geldim efendim…
Artık yıkılsa dünya ne yazar bu kutlu günde
Bayramım olmaz mı doğumum gibi ölümümde
Küffar naralar atsın artık gidişimde dönüşümde
Bir kor alev gibi parıldayıp aniden sönüşümde
Ne olursa olsun efendim
Ben mi ?
Sana geldim efendim…
Sana geldim efendim…
Bilmem kaçıncı ağlayışım yapayalnız gecelerde
Sana salat ve selamlar gece gündüz hecelerde
Şu gönlüm sensizlikten her an bocalarda
Ben çaresizce yine hüzne şayan bir şekilde
Bu gece içimdeki sıkıntılarım ve tüm dertlerimle
Ben
Ben sana geldim efendim…
Sana geldim efendim…
İstiyorum ki kalbim çıksın yerinden ve dile gelsin
Yüreğim sökülüp ta canevinden sana salat ve selam getirsin
Bu aşk beni bende daha fazla çoğalmadan bitirsin
Divane gönlüm yansın da şu aklını yitirsin
Ben kaybolayım ani çığıkların boz bulanık nidalarında
Volkanların köpüklü kaynayan sularında
Yansam yanmazdım yandığım kadar böyle
Halim , ahvalim bu iken
Bense sana geldim efendim…
Sana geldim efendim…
Bendim şehrin soğuk sokaklarında inleyen aşkından
Mecnun misali çölleri karış karış arşınlayan
Ve bir sevda ateşi yakıp büyük bir sevinçle ateşe atlayan
Meczup bir görüntüyü işleyip nakış nakış yüreğime
Her soruşumda büyüdü mü içindeki aşk diye kendi kendime
Sürünerek ismin dudağımda iken yesrip çöllerinde
Sensizliğe muzdarip bu yaban ellerinde
Seni her an soluyup yasatarak aciz kaderimde
Bütün sözler istemeden tıkanırken biçare genizimde
Bir de baktım ki ben kaybolmusum engin bir vuslat denizinde
Bir baktım ki ben sana gelmişim efendim…
Bir baktım ki sana gelmişim efendim…
Bir baktım ki sana gelmişim…
-----------------------------------------------------------------------------------------------
BIRAKMA BİZLERİ
Sana öylesine alışmışız ki
Ayrılığa nasıl dayanacağız
Uzaklardan sevmek hoş olur amma
Bırakma bizleri Ya Rasûlallah
Bırakma bırakma bizi bırakma
Böylesine yakın olmuşken sana
Neyim varsa feda olsun uğruna
Bırakma bizleri Ya Rasûlallah
Anam babam sana feda olsun
Bedenim yolunda toprak olsun
Faruk Sultan sana komşu olsun
Bırakma bizleri Ya Rasûlallah
Bedenim ayrılsa ruhum ayrılmaz
Senin aşkın bizde asla solmaz
Kovsan da bu kıtmir senden ayrılmaz
Bırakma bizleri Ya Rasûlallah
Cennet bahçesinde bekleşir herkes
Sensiz olan cenneti neyleyim
Kademi şerifin cennettir bize
O nurlu ayağınla bas yüzümüze
----------------------------------------------------------------------------------------------------
SENİ SEVEN, SENİN GİBİ OLMALI...
Seni seven, Senin gibi olmalı.
Ve senin gibi sultânım, Allah’a kul olmalı.
Namaz, gözünün nuru...
Sen namaz için mihrâba yaklaşınca,
Yüz yirmi dört bin peygamber geçer sağına,
Solunda Ashâb-ı güzîn
Ve saf saf melekler...
Sonra milyonlarca veli
Edeple ardına geçer.
Müminler sıra sıra...
Canlı cansız tüm varlık...
Sen namazdasın
Ve kainat ardında...
Uzanır öpülesi ellerin.
O nurlu ellerin
Rahmân’ın dergâhına uzanır.
İsteyen sensin; veren Allah!
İste sen,
“Rabbin sana verecek ve sen hoşnut olacaksın.”
Sen iste ki
Allah’a yakarışın yüreklerimizi yaksın
Sen iste ki,
Âlemler sesini sesine katsın;
“Ver, ne olur Allah’ım!
Habib’in ne istiyorsa bize de ver Allah’ım!”
Dursun Ali Erzincanlı
--------------------------------------------------------------------------------------------------------
EY NEBİ SELAMIM VAR
Gönül, yine kaynar taşar,
Muhammed’e selamım var.
Aşkı ile ağlar coşar,
Muhammed’e selamım var.Bülbül bu gün avaz eder,
Bir gün beni götür kader,
Kısmeti olanlar gider,
Muhammed’e selamım var.“Rabbim”,der ki ahir ezel,
Ömür geçer döker gazel,
Sevgisi gönlümde özel,
Muhammed’e selamım var.Mektup, yazsam elim tutmaz,
Korkuyorum ömrüm yetmez,
Yüreğimde bu aşk gitmez,
Muhammed’e selamım var.Çağırayım dağa taşa,
Yüreğim döndü ateşe,
Ayan olsun göçmen kuşa.
Muhammed’e selamım var.Gönlüm, hayallere daldı,
Arkadaşlarım yol aldı,
Gözlerim yollarda kaldı,
Muhammed’e selamım var.Mevla’m kurban olam sana,
Rehber, gönderdin cihana,
Ölmeden kısmet et bana,
Muhammed’e selamım var.Kaya: her dem coşar söyler,
Biçare gönlünü eyler,
Dost, yoluna giden beyler,
Muhammed’e selamım var.
Osman Kaya Malatya
---------------------------------------------------------------------------------------------------------
EY NEBİ
Suya hasret çöllere kanlanmış asırlardan
Zamanın en hasına gözde bir sultan düştü
Kurtuldu kara tarih küf kokulu sırlardan
Kirlenmiş perdelerin nakışına tan düştü
Bulutlar gözü yaşlı yağmurlarla bekledi
Nefret kokan bir çağa gül kokusu ekledi
Uyuyan bir insanlık uyandı senin ile
Güneşin şavkı çöktü gül çehreli yüzlere
Merhamet deryasından şefkat vurdu sahile
Seninle umut yağdı göklerden öksüzlere
İsa’nın son müjdesi, İbrahim’in duası
Âmine’nin rüyada gördüğü kutlu Nebi
Ebu Kubeys dağında doğan büyük davası
Aydınlattı Yemeni, Hadramevti, Halebi
Yeşerdi tüm kâinat parmağında ki suyla
Güller bir başka açtı Nebi’nin kokusuyla
Âsuman’ın çehresi değişti senin ile
Yıldızlar gecelerin saçlarını tarıyor
Nasipsizler son Nebi bekliyorlar nâfile
Bahîra bulutlarda kendini kurtarıyor
Yeryüzünde çiçekler başka açtı bu bahar
Kâinat bu muştuyla gülüyordu aheste
Yönünü en nadide güne dönmüştü seher
Bülbüller bile mesrur ötüyordu kafeste
Mudar’ın tüm putları birer birer yıkıldı
Utancın tarihinden Nebî ile çıkıldı
Kırk yaşında nur doğdu Hirâ’da senin ile
Bulutlar selamını Uhud’a dek taşıyor
Mahrumiyet düşüyor gökten Ebu Cehil’e
Ömer, Erkam yolunda Nebî’ye ulaşıyor
Varaka heyecanlı Hadice’nin sesinde
“Ah! Diyordu Ey Nebi, seni kovduğu günde
yanında ben olsaydım kavminin ensesinde
seninle ağlar idim, gülerdim güldüğünde”
Vücudunu Taif’te siper eder iken Zeyd
Musab’ın ellerinde Hudayr’ın oğlu Useyd
Akâbe’de yazıldı bir tarih senin ile
Yesrip bir medeniyet oldu talih kuşunda
Hicret ile yürüdü halk, kafile kafile
Necaşi zor sınavın en mesrur yokuşunda
Müşrikler Sevr’e geldi örümcek ağı perde
Süraka iz peşinde Ebu Bekir muzdarip
Nebi’de teslimiyet, mucizeler siperde
“Korkma ey arkadaşım Allah bırakmaz garip”
Vedâ tepesinde gün doğar peygamber ile
Nur’a gark ediyordu ulaştığı her yeri
Vardı şanslı mekana Kuba’daki menzile
Eyyub el-Ensarî’nin daha arttı değeri
Sevdi bütün kâinat Allah sevmişti O’nu
Mutluluk yağmurları döküyordu asuman
Zorba krallıkların görünüyordu sonu
O’nu bir rahmet gibi kucaklamıştı zaman
Ey mazlumlar ağlayın, rahmet: gözün döktüğü
Hatırlayın nasıl da inler hurma kütüğü
Batıl zail olmuştu Hak geldi senin ile
Bir bir yıkılıyordu Lat, Menat,Uzza; Hübel
Merhamet deryasından, rahmet sızar cahile
Bekliyor zaman yine Ey Nebi, bekletme gel
Ey yiğit Sümeyye’ler, Ey İslam’ın kızları
Kurtuldunuz kan sızan utanç duvarlarından
Şimdi bir başka doğar ümmetin yıldızları
Karanlığı sıyırır bir çağın esrarından
Zemzemin suyu damlar siyah kaküllerinden
Misk kokusu duyulur çehrende güllerinden
Zaman seni bekliyor sünnetinle gel artık
Kararmış umutlara nur gibi doğmaz mısın
Tanımaz Sen’in nurun ne yar, ne engel artık
Hüsran bulutlarını nurunla boğmaz mısın
Seyit Kılıç
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
GELDİ YÜCE MUHAMMED (S.A.V)
Tüm kitaplar bildirmiş mutlak gelecek idi
Aklı başında olan onu bilecek idi
Kurtuluş reçetesi onda olacak idi
Müjdeleri vererek geldi yüce Muhammed
Yeni belirmiş idi Âmine’nin rahminde
Bilginler yanılmamış yaptıkları tahminde
Müşrikler haklı idi iç donduran vehminde
Karanlığı yararak geldi yüce Muhammed
Sarayın direkleri gelişi ile çöktü
Putperestin anlında korku şimşeği çaktı
Zulme uğrayan millet derinden bir oh çekti
Tüm putları kırarak geldi yüce Muhammed
Küçücük çocuk idi hiçbir putu sevmedi
Ne yaparsa yapsınlar zalimi hiç övmedi
Tutup ışık yakmadan karanlığa sövmedi
Güzellikler dererek geldi yüce Muhammed
Annenin memesinden emerken taze sütü
Kız deyip de toprağa yatardı körpe eti
Geldi de bu zulmete dur dedi çekti seti
Merhameti sererek geldi yüce Muhammed
Hıra dağında geldi oku diye ilk emir
Kutsal ayet önünde peygamber oldu kömür
Eridi karşısında yüreklerdeki demir
İlmi öne sürerek geldi yüce Muhammed
Zalimler saldırdılar korkup kaçar sandılar
Zaman geldi birçoğu hak tebliğe döndüler
Israr eden kâfirler kireç gibi söndüler
Zulme hesap sorarak geldi yüce Muhammed
Sahabeler ardında etten duvarlar ördü
Ehli beyti Âliyi dizi dibinde gördü
Vahyin inceliğini ilk önce ona verdi
Kalbe ilim örerek geldi yüce Muhammed
Zalimlerin zulmüne göğsü serip yattılar
Uhud, Hendek, bedirde birçok savaş ettiler
Çoğu ashap dünyadan şehit olup gittiler
Çok acılar görerek geldi yüce Muhammed
Mizabiye semadan ilim irfan getirdi
Son veda hutbesiyle tebliğini bitirdi
Ümmete şefaati mahşer için götürdü
Canı hakka sürerek gitti yüce Muhammed
Espiyeli-Muhsin AKTAŞ (Mizabi)
----------------------------------------------------------------------------------------------
YA RESUL ALLAH
Bizleri doğruya çağıran
Cehennem ateşinden koruyan
Cennete davette bulunan
O sensin ya Habib Allah
Sevgisini ruhumuz da tattığımız
Merhametini örnek aldığımız
Canımızdan çok sevdiğimiz
O sensin ya Resul Allah
Aldığımız nefesimiz
Gözümüz de ışığımız
Dilimizde duamız
O sensin ya Nebi Allah
Adın başımızın taacı
Hasretin gözümüzün yaşı
Sevgin kalbimizin ilacı
O sansin ya Resul Allah
Yazan: Gülbeyaz TEKİN-
----------------------------------------------------------------------------------------------------
MUHAMMED DOĞDUĞU GECE
Âlemler nûra gark oldu Muhammed doğduğu gece
Mü’min münafık fark oldu Muhammed doğduğu gece
Arşın nuru yere indi,suyun rengi nûra döndü
Hep susuzlar suya kandı Muhammed doğduğu gece
Ananın rahmine düştü kafirlerin aklı şaştı
Bin kilise geçti Muhammed doğduğu gece
Hûri kızları geldiler,nurdan kundağa sardılar
Muhammed’e yüz sürdüler Muhammed doğduğu gece
Ağlayan oğlan avundu doğuran ana sevindi
Nice küffar dine döndü Muhammed doğduğu gece.
Yerden göğe nûr atıldı yediler kırka katıldı
Keşişlerin dili tutuldu Muhammed doğduğu gece.
Yunus derki : Hey Kardeşler, akar gözlerden yaşlar
Secde etti dağlar taşlar Muhammed doğduğu gece
---------------------------------------------------------------------------------------------------
RESULÜM
Dün gece rüyamda Cemalin gördüm
Yüzüne bu canim kurban RESULÜM
Basimi oksayip yüzüme güldün
Eline bu canim kurban RESULÜM
Mübarek göysüne basim dayadim
Simsiki sarilip kokun kokladim
Gül yüzünü ben kalbime sakladim
Kokuna bu canim kurban RESULÜM
Gözümden bir damla hirkana düstü
Anlamadim hala bu nasil isti
Içime hasretin köz olup düstü
Yoluna bucanim kurban RESULÜM
Israfil sag degil düsünden beri
Kesseler boynumu dönemem geri
Eller deli desin ister serseri
Yoluna bu canim kurban RESULÜM
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
O GECE
Bir nur oluştu semada bilmem ki nice,
Resul-ü Ekrem Mürteza doğdu o gece.
Gönüllere pür-ü safa doldu sanki gizlice,
Habibimiz Muhammet Mustafa doğdu o gece.
Dertlilere deva olan,gönüllere safa veren,
İnsanlığın kılavuzu,önder olup yol gösteren,
Kainatta insanlara Allah’ından kelam veren,
Habibimiz,Muhammet Mustafa doğdu o gece.
Gök yüzünde dolaştı hep huriler,melekler,
İnsanlığa,sanki bereketin geldiğini muştular,
Saf durdular,Amine’nin yardımına koştular,
Habibimiz,Muhammet Mustafa doğdu o gece.
Gönüllere iman doldu,hoşnut oldu insanlar
Sanki birden,huzur ve mutluluğu buldular,
Gecenin güzelliğini şaşırmadan hayra yordular,
Habibimiz,Muhammet Mustafa doğdu o gece
Sanki haktan rahmet geldi indi gökten yerlere,
Sevgi dolu gül bahçesi,kokusunu verdi bizlere,
Derman geldi,fer-i sönmüş bi-çarecik gözlere,
Habibimiz,Muhammet Mustafa doğdu o gece…
Yeryüzünde hakka açtı elini dua etti insanlar,
Selam durdu adeta ovalarda,saf,saf oldu nebatlar,
Ahmet-i Muhammet Mustafa diye ötüştü kuşlar,
Habibimiz Muhammet Mustafa doğdu o gece.
Dört bir yanında pervane oldu sanki melekler,
Atlastandı adeta Muhammedi saracak o belekler,
Cümle alem dua edip,diz üstünde Resulü beklediler,
Müjde oldu,Habibimiz,Peygamberim doğdu o gece…..
Selahattin Ölmez
----------------------------------------------------------------------------------------------------
SEVGİLİ PEYGAMBERİM
Bütün alemler senin için yaratıldı.
Alemlere rahmettin, YARESÜLALLAH…
Senden önce dünya karanlıktaydı.
Nurunla aydınlattın, YARESÜLALLAH…
İnsanlık tarihinde tektin.
Melekler sana imrenirdi, YARESÜLALLAH…
Kötülüklere karşı bir settin.
İyiliği emrettin, YARESÜLALLAH…
Sen gelmeden, kız çocukları didri diri gömülürdü.
Bu vahşete dur dedin, YARESÜLALLAH…
Sen gelmeden, vahşetler vahşetlere gebeydi.
Adaletin huzur verdi, YARESÜLALLAH…
Seninle insanlık kendini buldu.
Dünya nurlandı, YARESÜLALLAH…
Seninle insanlar kölelikten kurtuldu.
Özgürlüğü tanıdı, YARESÜLALLAH…
Hiçbir insan senin kadar sevilmedi.
Sen kalplerdeki aşksın, YARESÜLALLAH…
Hiçbir insan, senin verdiğini veremedi.
Sen İSLAMI_İNSANLIĞI verdin, YARESÜLALLAH…
Yılmaz Çelik
-------------------------------------------------------------------------------------------------
YETİŞ EFENDİM
Gönüller susamış aklım kördüğüm
Duygular figanda yetiş Efendim
Gaflette kalp gözü yoktur gördüğüm
Hasretim cemalin müthiş Efendim
Dünya sensiz kuyu bacası dardır
İnsanlık çıldırdı tahammül zordur
Davada zorlandık ümmetin hordur
Vicdanlar yanıyor ateş Efendim
Gözlerim sis duman yaralı yürek
Namazlar suç olmuş devrilmiş direk
İslam kabul ama namazsız gerek
Nemrutlar çoğaldı yetiş Efendim
Güller sensiz mahzun bülbül divane
Sokaklar çapkınca ruhlar virane
Cami ağlaşırken oynar meyhane
Bülbüllere yasak ötüş Efendim
Ömer Ekinci Micingirt
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
GELEMEDİM EFENDİM
İşte geldim kapına, körfezden eser poyraz,
Mecnun olup bir gece, kalamadım efendim!
Hazan düştü bağıma, gönül bağım pür ayaz,
Bülbül ötmez gül açmaz, gülemedim efendim!
Ruhum şaşkın ben şaşkın, bağırdım avaz avaz,
Kaybetmişim kendimi, bulamadım efendim!
Duygularım kör düğüm, ne ihlâs var ne niyaz,
Yıllardır huzuruna gelemedim efendim!
Hıyanet mi bilmem ki, ne yol bildim ne de iz,
Yolunda bir tasmalı, olamadım efendim!
Dua sahte yaş sahte, ruhum perişan sensiz,
Utancımdan yaşımı silemedim efendim!
Bak Zeynepler toplanmış biraz niyaz biraz naz
Bense sefa peşinde bilemedim efendim!
Alev alev bu gece, ruhum dirildi biraz
O muhteşem deryaya dalamadım efendim!
Ümmetin ben Ömercik, sen rahmetsin sen gül yüz,
Gül bahçene gönlümü, salamadım efendim!
Ömer Ekinci Micingirt
--------------------------------------------------------------------------------------------------
GÜL YÜZÜME GÜL YÜZLÜM
Gecelerim ızdırap gündüzlerim hep sızı,
Çilekeşin tekiyim sen beni bilmez misin?
Güzelliğin görmeyen bu perişan gözsüzü,
Sal dirilten sevdana, vuslata salmaz mısın?
Ey derdimin dermanı! Bir nesil ki bu ne iş,
Darbe üstüne darbe, zirve yaptı tükeniş,
Ulvi güneş batıyor yetiş nur yüzlüm yetiş,
Gözyaşımı sil artık, bilmem ki silmez misin?
Sen ümidim sen yolum, sen şefaat kapısı,
Hüznü senden öğrendim, taşa çaldım yeisi,
Kâinatın baş tacı, âlemlerin reisi,
İflas etmiş rüyama, bu gece gelmez misin?
Ey yetimler yetimi ey efendim ey Nebi,
Yaşamımın gayesi, varlığımın sebebi,
Ammar’ı, Sümeyye’yi düşündüm de Zeynebi,
Zeynep’in hürmetine bir gece kalmaz mısın?
Kaç asırdır bu hasret, asırlardır sensizim
Tahammülüm tükendi, ruhum darda yol uzun,
Acı girdaptayım yâr, kurtar beni sonsuzun,
Gül yüzüme gül yüzlüm, sen bana gülmez misin?
Ne Ali’yim ne Ömer ne de dostun Bilâl’im,
Hesaplarım çok ağır tuzaktadır hilalim,
Senden başka kimim var gülümse ki gülelim,
Nur sancağın altına, beni de almaz mısın?
Ömer Ekinci Micingirt
---------------------------------------------------------------------------------------------------------
SEN VARSIN YA SULTANIM
Bozuldu sen gideli kâinatın dokusu,
Alev alev sineler kalpler kırık gözler yaş…
Ne gül açar ne gonca ne de gülün kokusu
Putlar tekrar dikildi tekrar yanıyor ateş.
Kavuruyor özlemin yok mu bunun ilacı,
Şemailin tüllendi gizli gizli hislendim,
Büyülendim bir ara sensiz olmak ne acı,
Acı acı düşünüp gözyaşıma yaslandım.
Sanki boş kadavrayım her halim çözülüyor,
Ümitsizlik mi desem hâşâ değil yok canım,
Su dövdüğüm günlerim galiba süzülüyor,
Hoş benimki vesvese sen varsın ya sultanım.
Ömer Ekinci Micingirt
-------------------------------------------------------------------------------------------------------
SEVGİLİLERİN SEVGİLİSİNE
Ey sevgililerin sevgilisi
Gönüllerin tacı,
Kalplerin ilacı…
Sana sevgim o kadar büyük ki,
Neyle tasavvur etsem az,
Ne yazsam eksik bir yanı…
SENİ ÇOK SEVİYORUM
Sevgiler sonsuzluğunda
Anlatılmaz duygularla,
Tüm varlığımla…
Canım kurban milyonlarca kez yoluna
Can kurtarıcım…
Rehberim…
Sevgili peygamber efendim.
Ey sevgililerin sevgilisi
Dünya senle nurlandı…
Alemler yüzüsuyu hürmetine yaratılan
Yüce peygamber efendim.
Seni anlamayan kör,
Seni sevmeyen kalp mühürlüdür…
Huzur senin sevginde,
Mutluluk senin yolunda…
Ömrümce geleyim yolundan
Rabbim ayırmasın yolundan…
SENİ ÇOK SEVİYORUM
Kendimi buluyorum sevginde…
Sevgili peygamber efendim,
Kurtuluşu buldum sevginde…
Yılmaz Çelik
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
ADINA KURBAN OLAYIM
Kutlu Arafat dağında,
Toz olsaydım ayağında,
Kıtmir gibi ben kapında,
Köleyim Ya Resulallah.
Okşa şu garip başımı,
Bahara çevir kışımı,
Gülüverde göz yaşımı,
Sileyim Ya Resulallah.
Işıksın gönül gözüme,
Ab-ı hayatsın közüme,
Nazar kıl mahsun yüzüme,
Güleyim Ya Resulallah.
Sevdan ile tutuşayım,
Her an aşkınla yanayım,
Adına kurban olayım,
Öleyim Ya Resulallah.
Seleddin Aydın
--------------------------------------------------------------------------------------------------
EY ALLAH’IN PEYGAMBERİ!
Yerde gökte övülensin
Ey Allah’ın peygamberi!
İhlas ile sevilensin
Ey Allah’ın peygamberi!
Zalimlerin mihnetisin
Alemlerin rahmetisin
Muhammedi Ahmedisin
Ey Allah’ın peygamberi!
Sen Allah’ın fermanısın
Gönüllerin dermanısın
Merhametin harmanısın
Ey Allah’ın peygamberi!
Aşkın ile döner devran
Nurun ile söner niran
Alem sana muhtaç her an
Ey Allah’ın peygamberi!
Sensin sadık haberimiz
Seni sever herbirimiz
İki cihan rehberimiz
Ey Allah’ın peygamberi!
Tabi olsun sünnetine
Şefaat kıl ümmetine
Girsin Hak’kın cennetine
Ey Allah’ın peygamberi!
Doğdun doldu nurla cihan
Sana habib dedi Rahman
Sensin ancak cana derman
Ey Allahın peygamberi
Mikdat Bal
---------------------------------------------------------------------------------------------------
SULTANIM
Gözlerim kapansa, gönlüm uyanır
Gecem Sen, günüm Sen, her anım Sensin
Aklıma ne düşse, Senle boyanır
Zikrim Sen, fikrim Sen, irfanım Sensin
Sahibim, hünkârım, sultanım Sensin
Her nereye dönsem, orda Sen varsın
Yüreğimde daim yanansın, narsın
Canımdan özge dost, hasretsin, yarsın
Yüzüm Sen, yönüm Sen, imanım Sensin
Sahibim, hünkârım, sultanım Sensin
Sana sığınırım, Seni bilenim
Her daim kulunum, sadık kölenim
Ben Sende doğmuşum, Sende ölenim
Gönül tufanımda limanım Sensin
Sahibim, hünkârım, sultanım Sensin
Zannımla yıllarca tapınageldim
İbrahim’i duydum, yapına geldim
Boynum kıldan ince, kapına geldim
Sübhan’sın haneme mihmanım sensin
Sahibim, hünkârım, sultanım Sensin
Dört kitabın özü, beyanısın Sen
Her şeyin gizlisi, ayanısın sen
An be an zatının, devranısın Sen
Emarem, delilim, bürhanım Sensin
Sahibim, hünkârım, sultanım Sensin
Mesafe Cehennem, Senle arama
Cennetim, son vermek benle harama
Duam ise derman, gönül yarama
Tespihim, feryadım, figanım Sensin
Sahibim, hünkârım, sultanım Sensin
Talibi, örtünü kaldırma sakın
İhramın altından, âleme bakın
Nefsin batın ise, vuslat çok yakın
Bismi Allah, Rahim, Rahmanım Sensin
Sahibim, hünkârım, sultanım Sensin
İhsan Ertem
--------------------------------------------------------------------------------------------------------
RESULLER RESULÜ
Dünyanın varlık sebebi,
Muhammed Mustafa Nebi,
Mahşer günü yardım eyle,
Hakk’ın sevgili Habibi.
Öğrettin Hak yolu bize,
Kanat gerdin her öksüze,
Derman oldun, şifa verdin,
Şu yaralı gönlümüze.
Doğmamıştın yetim kaldın,
Ne çilelere katlandın,
Mekke’den doğdun cihana,
Karanlığı aydınlattın.
Her an ismini anarım,
Hasretin ile yanarım,
Kurban olsun yollarına,
Tatlı canım, bütün varım.
Sen Resuller Resulüsün,
Gönül bahçemin Gülüsün,
Kabrin Medine’de amma,
Yüreğime gömülüsün.
Seleddin Aydın
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
SELAM SANA PEYGAMBERİM
Övülmüşsün ismin ile
Selam sana peygamberim
Hasım oldum hasmın ile
Selam sana peygamberim
G ece gündüz kışta yazda
Günde bin kez ansak az da
İsmin geçer her namazda
Selam sana peygamberim
Aşkın sardı her yanımı
Sana verdim her anımı
Koruyarak imanımı
Selam sana peygamberim
Zikrolundun yerde gökte
Allah övdü, her melekte
Her duada her dilekte
Selam sana peygamberim
M ikdatî’yim yolun yolum
Biçareyim tutmaz kolum
Şefaat et mücrim kulum
Selam sana peygamberim
Mikdat Bal
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
YA RASULALLAH
Şu köhne cihana vaktinde geldin.
Alemleri nurlandırdın Ya Rasulallah.
Cemi karanlığı aydınlığı döndürdün.
Alemleri nurlandırdın Ya Rasulllah.
Kisranın Ateşgedesini söndürdün.
Mekke putlarının cümlesini yıktın.
Bizans’ın saraylarını yerle bir ettin.
Doğumun rahmettir Ya Rasulallah.
Sen var iken başkasını sevemeyiz.
Kutlu yollarında biz ölmeye hazırız.
Elimizden tutmaz isen mahvoluruz.
Bizide nurlandır nolur Ya Rasulallah.
Sünnetine uymayanlar hüsran olurlar.
Her iki cihanda perişan olup giderler.
Onları artık büyük tehlikeler beklerler.
Alemler nuru efendim Ya Rasulalllah.
Ozan Mehmet derki sana hayranım.
Haşre dek yürüyecek senin Şeriatın.
Uğruna nola, aksa idi al -kızıl kanım.
Şefaatine mazhar eyle Ya Rasulallah
Mehmet Kızılkoca
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------
AŞIĞINIM YA MUHAMMET…
Aşığınım ya Muhammet,aşkın yok ki sureti
Ahadiyyet vahdettki siret’i
Vahidiyyet kesretteki serveti
Süphan Allah varlığını nur etmiş
Ayran içinde yağ misali
Adem-i safidir Muhammedi nurun ilk hali
Mim sırrı Hakkın tecelli-i kemali
Süphan Allah varlığını nur etmiş
Perde hicap olurmu dostla dost arasında
La yı kaldır gayri kalmaz arada
Odur nurun menba-ı zahirde ve mana da
Süphan Allah varlığını nur etmiş
Ne kevn-i mekanda,ne vakt-i zemanda
Onsuz dönmez felekler,dönmez devranda
Muhammedi nur olmasa kalmaz cihande
Süphan Allah varlığını nur etmiş
Ne melek-i mukarrep nede nebi-i mürsel giremez huzura
Elif Allah,Mim Muhammet La yokluktur aslında
Tedbil-i kıyafet gezer padişahtır özünde
Süphan Allah varlığını nur etmiş
Rahmani gel bu sırrı nadana verme yeter
Muhammed’in aşkı cihana bedel
Muhammed’in cübbesinden Hak başın göster
Süphan Allah varlığını nur etmiş
Nihat Gülle
-------------------------------------------------------------------------------------------------------
PEYGAMBER SAYARIZ PEYGAMBERİNİ
Senin küstahlığın acep niçindir
Peygamber,sayarız peygamberini
İsa’ya saygımız Allah içindir
Peygamber sayarız,peygamberini.
Kur’an açıklıyor Allah-u Ekber
Davut,Musa,İsa, bizce peygamber
Konmuştur akıla,edilmiş ezber
Peygamber sayarız peygamberini.
Tarihte haçlıydı seninde atan
Dinime küfredip,dili uzatan
Senin ataların yenilip kaçan
Peygamber sayarız peygamberini.
Bu dört din bizce de Allah’ın dini,
İnsanlar İslam’da bulur kendini
Bir coşku dolar ki yıkar bendini
Peygamber sayarız peygamberini.
Hoşgörü islamın ana temeli
Allah için insanları sevmeli
Bütün inançlara değer vermeli
Peygamber sayarız peygamberini.
Böyle emrediyor dini terbiye
Çok önem veririz biz bu sevgiye
Tüm peygamberler layık övgüye
Peygamber sayarız peygamberini.
İbrahim Coşar
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------
SELAM SANA YA MUHAMMED
Ben aşığım o gül yüze
Sultan oldun kalbimize
Şefaat et cümlemize
Selam sana ya Muhammed
İslamı hak bilenlere
Allahı çok sevenlere
Nakış oldun gönüllere
Selam sana nur Muhammed
Kalmışız çaresiz naçar
Sensiz dünya gülmü açar
Bakışların rahmet saçar
Selam sana ya muhammed
Bitmeyen bir sabrın vardı
Ümmetin seni arardı
Melekler selama durdu
Selam sana nur Muhammed
Bütün dertlerin tabibi
Güzel ahlakın sahibi
Sensin Allahın habibi
Selam sana ya Muhammed
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
SEVGİLİ PEYGAMBERİM
Seni övmeye yetmez, âciz kalır kalem, söz
Nasıl methedem seni, sevgili peygamberim.
Barış, huzur, kardeşlik… hepsi seninle güzel
Kalplerden sildin kini, sevgili peygamberim.
Ne güzel bir hâtıra, vahiy kokan o cübbe
Kalmasın gönüllerde, kinden, garezden habbe
Getirdiğin o dinle, hem kendine hem Rabb’e
Âşık ettin sen beni, sevgili peygamberim.
Fetret devri insanı, her pisliğe sapardı
Kızını diri gömer, helvadan put yapardı
O Hakk mâbut dururken, geri döner tapardı
Getirdin tevhit dini, sevgili peygamberim.
Gereksiz o şeylerle, gel soldurma o teni
Vahyin güzel kokusu, o kadar mı ki yeni?
Terk-i edep ettiysem, n’olur affeyle beni
Seni sevmeyen denî, sevgili peygamberim.
Her iki cihanda da, bize gerek himmetin
Kadrini pek bilmedik, o sunduğun nîmetin
Günâha batsa bile, seni sever ümmetin
Fedâdır sana canı, sevgili peygamberim…
Peygamber Sevgisi
Ümmetin oluşumuzla övünürüz
Kaybetmiş oluşumuza üzülürüz
Miski amberdir dokun ve kokun
Hala, üzerimizdedir ölüm şokun
Umarız kıyamet günü şefaatinize
İnşallah alırsınız hepimizi safınıza
Nebilerin piri, ölmedi yaşıyor dipdiri
O’nun gelmesiyle silindi beşerin kiri
Dünya, senin gelişinle anlam kazandı
Çünkü yokluğunuzda her yer hazandı
Ey Nebi, benzeyen değil, benzetilensin
Çünkü sen en güzel şekilde bezenensin
Duyduğumuz her sese, kulak kesiliyoruz
Ya gelmenizi/ya gel demenizi bekliyoruz
Nerde adınız anılsa ümmetin boyun eğer
Ümmetim deseniz başımız ta göğe değer
Ümmetin olmamızdandır bu ihsan ve lütuflar
Her adem ahrette şefaat edeceğinizi umutlar
Bencileyin, acizdir edipler seni met-ü senadan
Çünkü seni övmüştür en güzel şekilde Yaratan
Ey Nebi, hakkında ne yazıp söylesem, noksan olur
Bence tüm övgüleri sadakna demek en doğru olur
Yunus Emre de onu şu şekilde övmüştür:
Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed!
Canım, kurban olsun senin yoluna,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed!
Gel şefâat eyle kemter (asi) kuluna,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed!
Mümin olanların çoktur cefâsı,
Âhirette olur zevk-u safâsı.
On sekiz bin âlemin Mustafâ’sı,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed!
Yedi kat gökleri seyrân eyleyen,
Kürsînin üstünde cevlân eyleyen,
Mîrâcda, ümmetin Hak’tan dileyen,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed!
Ol çâriyâr anın gökler yâridir,
Anı seven günahlardan beridir,
On sekiz bin âlemin serveridir,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed
YÛNUS n’eyler iki cihânı sensiz,
Sen hâk peygambersin şeksiz şüphesiz!
Sana uymıyanlar, gider îmânsız,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed!
Milli Şarimiz Mehmed Akif Ersoy O’nu şöyle anlatmıştır:
BİR GECE
On dört asır evvel, yine böyle bir geceydi
Kumdan, ayin on dördü, bir öksüz çıkıverdi!
Lakin, o ne hüsrandı ki; Hissetmedi gözler;
Kaç bin senedir, halbuki, bekleşmedelerdi!
Nerden görecekler? Göremezlerdi tabi:
Bir kerre, zuhur ettiği çöl en sapa yerdi;
Bir kerre de, ma'mure-i dünya, o zamanlar,
Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.
Sırtlanları geçmişti beser yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!
Fevza bütün afakını sarmıştı zeminin,
Salgındı, bugün şark'ı yıkan, tefrika derdi.
Derken, büyümüş, kırkına gelmişti ki öksüz,
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!
Bir nefhada insanlığı kurtardı o masum,
Bir hamlede Kayserleri, Kisraları serdi!
Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi;
Zulmün ki, zeval aklına gelmezdi, geberdi!
Alemlere rahmetti, evet, Şer'-i mübini,
Şehbalini adl isteyenin yurduna gerdi.
Dünya neye sahipse, onun vergisidir hep;
Medyun ona cemiyyeti, medyun ona ferdi.
Medyundur o Masum'a bütün bir beşeriyyet...
Ya Rab, bizi mahşerde bu ikrar ile haşret.
ŞEFÂAT YÂ RASÛLELLAH!
Ey iki cihânın şemsi ve mâhı!
Garîblerin yârı, şahların şâhı!
Hakk’ın sevgilisi, Habîbullahı,
Bizlere de imdâd, şefâat eyle!...
Bütün alemlere rahmetsin rahmet!!!
Sana yâr olanlar çeker mi zahmet?
Dünyada olmazsa, ahrette. Evet!
Bizlere de imdâd, şefâat eyle!...
Doğdun gül misâli, baharda açtın!
Olmadı Mekke’de, Yesrîb’e göçtün!!!
Ölmedin, Refîk-i A’lâ’ya uçtun!
Bizlere de imdâd, şefâat eyle!...
Seni vasf eylemek düşer mi bize?!!
Câiz mi huzurda girişmek söze?!!
Eğer Cenâb-ı Hak verirse vize,
Bizlere de imdâd, şefâat eyle!...
Bilmem ne söylesem methine dâir?!
Seni övmüş, yazmış binlerce şâir.
Tamâmen olsak da âsî ve sâir,
Bizlere de imdâd, şefâat eyle!...
Sen bir elmas topu, insanlar kaya!
Sen arşa uçarsın, gayrisi yaya.
El açıp, yalvarıp Yüce Mevlaya
Bizlere de imdâd, şefâat eyle!...
Mû’cizen Kur’an’dır, canlı bir misâl!
Cihanda kendine kendinsin emsâl!
Zaman tükeniyor, yakındır visâl.
Bizlere de imdâd, şefâat eyle!...
Olamadık sana layık bir ümmet!
Terk ettik vâcibi, değil ki sünnet!
Hakk’ın rahmeti bol, geniştir cennet.
Bizlere de imdâd, şefâat eyle!...
Ne geldi gönlüme, aynını yazdım.
Belki bu hâlimle ruhunu üzdüm!
Biz davadan caydık, ben yoldan azdım.
Bizlere de imdâd, şefâat eyle!...
Ey Nebiyy-i Zî-Şân! Şâh-ı dü-cihân!
Gönder gül bağından bize bir reyhân!
Gedâdır kapında, yalvarır Şahan,
Bizlere de imdâd, şefâat eyle!...
Ramazan Şahan
----------------------------------------------------------------------------------------------------
Işığın güneşten keskin
Aydınlanır cümle alem
Bir an olsun yüzün görem
Nuruna kurban olduğum
Bastığın yolun olsaydım
İçtiğin suyun olsaydım
Şefaat et bizler için
Yoluna kurban olduğum
Bütün her şey kalem olsa
Denizler mürekkep dolsa
Yazmak mümkün müdür seni
Adına kurban olduğum
Allah’ın sevgili kulu
Gösterdin gidilecek yolu
İslamdır temeli dalı
Şanına kurban olduğum
Kuran-ı kerim ile geldin
Bize mutluluklar verdin
Göğe çıktın O'nu gördün
Gözüne kurban olduğum
Can Peygamberim
Sen Resuller resulüsün
Gönülbahçemizin gülüsün.
Taa yüreğimiz içinde gömülüsün.
Gül kokuyor o güzel teninde
Alemlere rahmetsin can peygamberim
İsmin bir duadır her gönülde
Canım fedadır yolunda can peygamberim
Ben gülleri çok severim,
Gül Sensin, gülşen sensin,Güneş Sensin,
Rehberimsin, son Peygamberimsin.
Sevgi pazarında bir tezgâh açtım;
Serdim yüreğimi, yolunun üstüne,
Çünkü senin yolunda dert, derman olur;
Ateş güle döner, gülistan olur!..
Cümle âlemlere bir fermân olur;
Gül açmazki bir daha gülün üstüne.
Canım Peygamberimsin Sen Benim
Canım peygamberim;
Senin sayende öğrendim,
Bu güzel dinimi,
Canım peygamberimsin sen benim.
Senin sayende İmam ,Hatipe geldim,
Allah için dinimi öğrendim.
Çok teşekkür ederim,
Canım peygamberimsin sen benim.
Sırf bizim için;
Ne eziyetler çektin.
Seni ne çok severim;
Canım peygamberimsin sen benim.
YA HAZRETİ MUHAMMED
Ya Hz.Muhammed
Arşın kubbelerine adı nurla yazılan,
İsmi semâda Ahmed yerde Muhammed olan,
Yedi katlı göklerde Hak cemalini bulan,
Evvel ahir yolcusu ya Hz.Muhammed.
Sağnak nur yağmurları inerken yedi kattan,
O gece sendin gelen ezel kadar uzaktan,
Melekler her zerreye müjde verirken Haktan,
O gece sendin gelen ya Hz. Muhammed.
Güneşler o gecenin nuruna secdederken,
Yıldızlar meşk eder içinde kainat vecd ederken,
Bütün hamdü senâlar yüce Rabbe giderken,
O gece sendin gelen ya Hz. Muhammed.
Kâbe’de şirk taşları putlar yere dönerken,
Cehalet bayrakları birer birer inerken,
Bin yıllık küfr ateşi ebediyyen sönerken,
O gece sendin gelen ya Hz. Muhammed.
O gece Save gölü mucizeyle kururken,
Kisra saraylarında sütunlar savrulurken,
Arzdan arşa alemler rahmetini bulurken,
O gece sendin gelen ya Hz. Muhammed.
Senki doğum kundağı ak bulutla örülen,
Doğar doğmaz Allah’a secde emri verilen,
Alnında alemlere rahmet tacı görülen,
Kainat efendisi ya Hz. Muhammed.
Senki güzel huyların ahlakın meş’alesi,
Sabır doruklarında beşerin en yücesi,
Senin cennet mekanın fakirlerin hanesi,
Gönüller hazinesi ya Hz. Muhammed.
Sana şahid sonsuzlar ezelden beri her an,
Sana şahid ayetler her zerre ve her mekan,
Senden uzak kalmaya nasıl dayanırki can,
Sen her canda canansın ya Hz. Muhammed.
Miraç gecesi birbir açılıyorken gökler,
Seni selamlıyorken her katta peygamberler,
Öyle bir an geldiki durdu bütün melekler,
Hakka yalnız yürüdün ya Hz. Muhammed.
Gönül gözü görmeyen can gözünü neylesin,
Dünya da dönmeyen dil mahşerde ne söylesin,
Mevla bütün beşeri ümmetinden eylesin,
Sancağının altında ya Hz.Muhammed.
Dursun Ali Erzincanlı
------------------------------------------------------------------------------------------------
ALLAH BİRDİR PEYGAMBER HAK
Allah birdir Peygamber Hak
Rabbül alemindir mutlak
Senlik benlik nedir bırak
Söyleyim geldi sırası
Kürt’ü Türk’ü ve Çerkes’i
Hep Adem’in oğlu kızı
Beraberce şehit gazi
Yanlış var mı ve neresi?
Kuran’a bak İncil’e bak
Dört kitabın dördü de Hak
Hakir görüp ırk ayırmak
Hakikatte yüz karası
Binbir ismin birinden tut
Senlik benlik nedir sil at
Tuttuğun yola doğru git
Yoldan çıkıp olma asi
Yezit nedir, ne kızılbaş
Değil miyiz hep bir kardaş
Bizi yakar bizim ateş
Söndürmektir tek çaresi
Kimi ne çeker dilinden
Hem belinden hem elinden
Hayır ve şer emelinden Hakikat bunun burası
Şu alemi yaratan bir
Odur külli şeye kadir
Alevi Sünnilik nedir
Menfaattir varvarası
Cümle canlı hep topraktan
Var olmuşuz emir Haktan
Rahmet dile sen Allah’tan
Tükenmez rahmet deryası
Veysel sapma sağa sola
Sen Allah’tan birlik dile
İkilikten gelir bela
Dava insanlık davası…
Aşık Veysel
------------------------------------------------------------------------------------------------------