T.C. Cumhurbaşkanlığı
Diyanet İşleri Başkanlığı

Karesi Müftülüğü

26.10.2018

MEVLİD-İ NEBİ HAFTASI MÜNASEBETİYLE ÖĞRENCİLER ARASI YARIŞMALAR

“PEYGAMBER SEVGİSİ” TEMALI ŞİİRLER

 

Bir gece ki aleme Miraç yadigâr oldu,

Yüce Rabb’in rahmeti insanlığa ödüldür.

Rabb’im kutsal şerefe Resulü layık gördü,

Yüce Rabb’im rahmetin gönüllere ödüldür.

 

Bir mucize ki gökler kapılarını açtı,

Yol oldu Muhammed’e yıldızlar ışık saçtı,

Gece an oldu Nebi bilinmez sırla kaçtı,

Yüce Rabb’im gücüyle rahmetleri ödüldür.

 

Muamma bir yerlere Nebi misafir yetti,

Miraç, ruh ve cesetle Resul teşerrüf etti,

Cennet, Cehennem nedir bizzat gördüğü netti

Yüce Rabb’in gerçeği Muhammed’e ödüldür.

 

Gecenin bir anında Muhammed arşa vardı,

Kürsî, arş ve ruh arzı tarifsiz sırlar vardı,

Açıldı tüm kapılar hakikat alem vardı,

Yüce Rabb’in hikmeti Peygambere ödüldür.

 

Nebi şaşkın ve mutlu o ne güzel onurdu,

Mekansız ve zamansız gördüğü sima nurdu,

Yücelerden yücesi tek Rabb’im okunurdu,

Yüce Rabb’in sevgisi Resûlullah’a ödüldür.

 

 

Her kula nasip olmaz, Rab ile sohbete erdi,

O Nebiler Nebisi Resul kutsi bir serdi,

O Nebinin şanından aleme ödül verdi,

Yüce Rabb’in onuru mahlukata ödüldür.

 

Beş vakit namaz farzı miraç kabul edildi,

Şirk koşmayan kullara Cennet ikram edildi,

Bu geceye erene, günahlar af edildi,

Yüce Rabb’in birliği gönüllere ödüldür.

 

Böyle bir gece gören Cennet kapısı açar,

Tertemiz vücut bulur tüm günahlardan kaçar

Saf bir irade ile İrem de nurlar saçar,

Yüce Rabb’in Cenneti has ruhlara ödüldür

------------------------------------------------------------------------------------------

 

Alemler nura gark oldu, Seninle övündü,

Kisralar çılgına döndü,tabiat alevleri söndü

Nübüvvet mabedinde,hakikat sabahı göründü.

Kokusu güzel,nuru ışık,canım peygamberim.

 

Ötelerin ötesinde,nurlu yaratılışın temsilcisi.

Bitmeyen merhametin, parlayan güneşi.

Allah’ın habibi Resûllerin efendisi,

Yol göstericimiz,canım peygamberim.

 

Sevgisiyle,Resûle ağlayıp inleyen kütükler.

Selam verip,dağlar taşlar nasıl feryat ettiler.

Bulut ağlamadıkça,yeşillikler nasıl güler.

Gönüller sultanı canım peygamberim.

 

Etrafını kuşatan ikram,Medine semalarına yayılır.

Yüce elçi,ifadeye sığmayan bir sevinç bir hal alır.

Onun cömertliğini anlatmaya diller aciz kalır.

Cihana ışık saçan,Hatemül enbiyasın.

 

Resûlü Ekrem oturdular,Kubadaki kuyu başına

Müyesser oldu Cennetül âla birkaç arkadaşına.

Çağrıldılar huzuru Resûle isim isim tek başına.

Nübüvvet mabedinin,Havzu kevserin sahibisin.

 

Severlerdi Resûlü sıkaleyni,bitmez tükenmez hazla

Taat itaat timsali,meleklerin gaslettiği Hanzala.

Verdikleri andaki sevinç,nail oldukları sevinçten fazla

Allah’ın davasını yükseltin, düşmanlarını susturdun.

 

Söyliyeyimde gönlümde ki,gam dağılsın gitsin.

Bütün övgülerin sevgilerin üstündesin.

Kıyamete kadar övsem, Sen bitmezsin

İki cihan serveri, hatemül enbiyasın.

----------------------------------------------------------------------------------------

 

 

GÜL KOKUNA HASRETİZ

 

YA MUHAMMED, BU GECE TEŞRİF ETTİN DÜNYAYA

GELİŞİNLE SON VERDİN ,KARANLIK HEYULAYA.

 

NE ZULMETLER SON BULDU,KİSRA ATEŞİ SÖNDÜ

SAYENİZDE EFENDİM,KARANLIK ,GÜNE DÖNDÜ.

 

EMANETİ KORUYAN,MUHAMMEDÜL-EMİNDİN

İTİMADIN KALESİ,SEN EN SAĞLAM YEMİNDİN.

 

YETİMDİN,KİMSESİZDİN,KİMSESİZLER KİMSESİ

ŞEFKATLE UZANAN EL,HAK YOLUNUN GÜR SESİ.

 

ALLAH,KİTAP BİLMEZDİK,KARANLIĞI SEVERDİK

DOĞRU YOLA GELMEZDİK,PUT`UMUZU ÖVERDİK.

 

NEFİSLERİN MAHKUMU ZİNCİRLİ KÖLELERDİK

SENİN NURLU YOLUNDA,ŞÜKÜR KULLUĞA ERDİK.

 

ALLAH GÖNDERDİ SENİ, BEŞER ŞAŞMASIN DİYE

BİR DAHA SAPKINLAŞIP,HADDİ AŞMASIN DİYE

 

HABİBULLAH MUHAMMED SON NEBİ,SON PEYGAMBER

GEL,GÖR NE HALLERDEYİZ,SESİMİZE CEVAP VER.

 

UNUTTUK ÖĞRETİNİ,ÖĞRETİNİ UNUTTUK

HAKKI YERLERE ATTIK,BATILI ÜSTÜN TUTTUK.

 

ADI BARIŞ DİNİNİ ,TERÖRLE ANIYORLAR

ÜMMETİN KARANLIKTA,IŞIĞI ARIYORLAR.

 

HERKES KENDİ HALİNDE KURTARIYOR GEMİYİ

VAHŞETE YOLLANIRKEN ESKİTİYOR YENİYİ.

 

REHBERSİN SEN YA RESUL,TERKETTİK HADİSİNİ

BIRAKTIK ELİMİZLE,BİR ALLAHIN İPİNİ.

 

GÜL KOKUNA HASRETİZ,EBU CEHİL HORTLADI

ZALİMİN ZÜLMÜ DEVAM,BİR ALLAH TAN KORKMADI.

 

YOLUNA SET ÇEKTİLER,ÜMMETİN GELEMİYOR

CANI KIYMETLİ OLDU,YOLUNDA VEREMİYOR.

 

BATILIN OYUNCAĞI,ÜMMETİNİN HANESİ

EVİMİZDE GÜRLÜYOR,ŞEYTANLARIN BET SESİ .

 

EZANLAR BATAR OLDU,KULAKLARA EZANLAR

KÜFRÜ SAVUNUR OLDU,KÖŞELERE YAZANLAR.

 

SADECE KÜNYELERE İSLAM DİYE YAZILDIK.

GARİP KALDIK YA RESUL,HARAMLARA EZİLDİK.

 

KUR`ANIN IŞIĞINDA KURTULUŞUN MÜJDESİ

ELBETTE REHBERİMİZ,MUHAMMEDİN GÜR SESİ .

 

ŞEFAATİNİ GÖNDER UMUTSUZ ÜMMETİNE

MUHTACIZ PEYGAMBERİM,MUHTACIZ HİMMETİNE.

 

SEN CANIMDAN AZİZSİN,ANAM BABAMDAN ÖNDE

“CANIM ARZULAR SENİ”,RUHUM HAPİS BU TENDE.

 

SENİ SEVMEK YA RESUL,YOLUNDA YÜRÜMEKTİR,

SENDEN HABERSİZ OLMAK,YAŞARKEN ÇÜRÜMEKTİR.

 

“CİHAD “DESEM YA RESUL ,ÜRKERLER KELİMEDEN

KURTAR BİZİ YA RESUL,ÖMRÜMÜZ ERİMEDEN.

 

GÜL KOKUNDAN UZAKTA,NE HUZUR VAR NE RAHAT

BU GARİP ÜMMETİNE,EDER MİSİN ŞEFAAT?

-----------------------------------------------------------------------------------------------

Karanlığın Işığı

MUHAMMED (S.A.V)

 

Allah,ü téalanın nuru yüzünde

Rahmeti alemin dili Muhammed (s.a.v)

Kalbi temiz sudan duru özünde

İslam’ı alemin yolu Muhammed (s.a.v)

 

İkram sofrasıydı ibret bazında

Bereketi çoktu zerre azında

Ezildi ezmedi durdu sözünde

Sert rüzgarın serin yeli Muhammed (s.a.v)

 

Temiz berrak sözü hak niyazında

Yardıma koşardı burak hızında

Hasan Hüseyin,i torun dizinde

Candan cana yakın eli Muhammed (s.a.v)

 

Geceler ışıktı onun gözünde

Merhamet kaynardı karda buzunda

Babalık sevgisi Fatma kızında

Tuba ağacının dalı Muhammed (s.a.v)

 

Adalet kaynardı hep kazanında

Hakkı hak tartardı hak mizanında

Oku öğren çalış demiş lafzında

Evliya alimin gölü Muhammed (s.a.v)

 

Hak aşkına yanar çölün düzünde

Sıddık Osman Ömer Ali izinde

Allah’ın kudreti vardı gürzünde

Yiğit cesur asker kolu Muhammed (s.a.v)

 

Azamet mühür,ü var omuzunda

Hak kitabı kuran nur havuzunda

Davut Musa İsa hak nazarında

Rabbinin habibi kulu Muhammed (s.a.v)

 

Kıyamete kadar parlak yıldızı

Ümmetinden çıkmaz onun yaldızı

Muhammed kucağı üşütmez bizi

İslam’ın sevilen gülü Muhammed (s.a.v)

Başak Akdeniz

----------------------------------------------------------------------------------------------

GELDİ YÜCE MUHAMMED

 

Tüm kitaplar bildirmiş mutlak gelecek idi

Aklı başında olan onu bilecek idi

Kurtuluş reçetesi onda olacak idi

Müjdeleri vererek geldi yüce Muhammed

 

Yeni belirmiş idi Âmine’nin rahminde

Bilginler yanılmamış yaptıkları tahminde

Müşrikler haklı idi iç donduran vehminde

Karanlığı yararak geldi yüce Muhammed

 

Sarayın direkleri gelişi ile çöktü

Putperestin anlında korku şimşeği çaktı

Zulme uğrayan millet derinden bir oh çekti

Tüm putları kırarak geldi yüce Muhammed

 

Küçücük çocuk idi hiçbir putu sevmedi

Ne yaparsa yapsınlar zalimi hiç övmedi

Tutup ışık yakmadan karanlığa sövmedi

Güzellikler dererek geldi yüce Muhammed

 

Annenin memesinden emerken taze sütü

Kız deyip de toprağa yatardı körpe eti

Geldi de bu zulmete dur dedi çekti seti

Merhameti sererek geldi yüce Muhammed

 

Hıra dağında geldi oku diye ilk emir

Kutsal ayet önünde peygamber oldu kömür

Eridi karşısında yüreklerdeki demir

İlmi öne sürerek geldi yüce Muhammed

 

Zalimler saldırdılar korkup kaçar sandılar

Zaman geldi birçoğu hak tebliğe döndüler

Israr eden kâfirler kireç gibi söndüler

Zulme hesap sorarak geldi yüce Muhammed

 

Sahabeler ardında etten duvarlar ördü

Ehli beyti Âliyi dizi dibinde gördü

Vahyin inceliğini ilk önce ona verdi

Kalbe ilim örerek geldi yüce Muhammed

 

Zalimlerin zulmüne göğsü serip yattılar

Uhud, Hendek, bedirde birçok savaş ettiler

Çoğu ashap dünyadan şehit olup gittiler

Çok acılar görerek geldi yüce Muhammed

 

Mizabiye semadan ilim irfan getirdi

Son veda hutbesiyle tebliğini bitirdi

Ümmete şefaati mahşer için götürdü

Canı hakka sürerek gitti yüce Muhammed

Espiyeli-Muhsin AKTAŞ (Mizabi)

---------------------------------------------------------------------------------------------------

40 YAŞINDASIN

 

Rahmetini umarak

Günahkar bir dille;

Allah Azze ve Celle

 

Ya Rasulallah,

lemlere rahmet hayatın geçiyor kalbimizden,

Kalbimizden seyrediyoruz seni.

 

İşte

Bir yaşındasın,

Beni Sa'd yurdundasın

Sana süt anne olmadı kadınlar

Bu yüzden dargın bulutlar

Bir damla yağmur indirmiyor

Kıtlık hüküm sürüyor Beni Sa'd yurdunda

Minicik bir bulut var gökyüzünde

Sana aşık...

Ayrılmıyor başucundan

Ve insanlar yağmur duasında...

Hz.Halime kucağına alıyor seni

Yüzünde bir gölgelik...Seni güneşten korumak için

Oysa minicik bulut gökyüzünde

Sana meftun, sana kilitli...

Ve dua eden rahibin kucağındasın

Dünyalar güzeli gözlerine bakıyor rahip

Kıtlığı da unutuyor, yağmuru da, duayı da

Ama sen unutmuyorsun

Uğruna canlarımız feda o gözlerinle gökyüzüne bakıyorsun

O minicik bulut ilişiyor bakışlarına

Büyüyor, büyüyor...

Sonra nazlı, nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan

Fakat çoğusu bilmiyor yağmurun geliş sebebini

Çoğusu bilmiyor seni...

 

Altı yaşındasın

Medine-i Münevvere yolundasın

Yanında aziz annen ve Ümmü Eymen

Yetimliğini hissediyorsun baba kabristanında

Sonra yolda, Ebva'da öksüzlük karşılıyor seni

Mekke'ye annesiz giriyorsun

Abdulmuttalip bir başka seviyor seni

Ebu Talip bir başka seviyor

Ya Rasulallah

Mekke çocukları annelerine seslenirler miydi senin yanında

Onlar anne deyince sen yere mi bakardın

Mekke rüzgarları kaç gece gözyaşlarını taşıdı Ebva'ya

Kaç gece anne diye hıçkırdın

Efendim!

Senin yerine de anne dedik annemize

Senin yerine de baba dedik

 

Yirmi beş yaşındasın

Ve bambaşkasın

Kimse sana denk değil

Şefkat yayıyor kokun

Güven veriyor sesin

Sen Muhammed-ül Emin' sin

 

Otuz üç yaşındasın

Dalga dalga rahmet var

 

Otuz beş yaşındasın

Hadi gel bekletme yar

İniltiler çalıyor kapısını göklerin

Hadi gel bekletme yar

Sinesi çatlayacak Rasul bekleyenlerin...

Hadi gel ey Yâr!

Nurdağına davet var

İşte

Kırk yaşındasın

Hira Nur dağındasın

Cibril iniyor göklerden

Ve nokta nokta her yerden salat, selam yükseliyor

Sen kâinatın yüreğinden hasretle kopan ' Ah! ' sın

Karanlık gecelerimize sabahsın

Sen Nebiyullahsın

Sen Habibullahsın

Sen Rasulullahsın

--------------------------------------------------------------------------------------------

 

GOETHE'NİN "HZ. MUHAMMED'İN TERENNÜMÜ" ADLI ŞİİRİ

Sevinç sevinç berrak

Ve yıldız yıldız parlak

Bir dağ pınarı

Üstünde beyaz bulutların

Ve kuytusunda bir yeşil yamacın

Aziz ruhlar sallamış beşiğini

Veda edip çocuk tazeliğiyle bulutlara

Raks eder gibi iner mermer kayalara

Haykırır sevincini semalara

Dağ geçitlerinde

Önüne katar renk renk çakılları

Ve bağrına basar kardeş pınarları

Çiçeklenir ayak bastığı yerler

Ve nefesiyle yeşerir çimenler

Yoldaşı olur şimdi ırmaklar

Ovaları doldurur gümüş ışıklar

Bir ses yükselir pınarlardan

 

"Kardeş ayırma bizi koynundan,

Bekliyor Yaratan.

Yoksa bizi çölün kumları yutacak

Güneş kanımızı kurutacak

Kardeş,

Dağın ırmaklarını, ovanın ırmaklarını

Hepimizi alıp koynuna

Eriştir bizi yüce Rabbına

Ezelî Deryâ'nın yanına."

Peki, der, dağ pınarı

Kendinde toplar bütün pınarları

Ve haşmetle kabarır göğsü, kolları

Ülkeler açılır uğradığı yerlerde

Yeni şehirler doğar ayaklarının altında...

Kulelerin alev zirvelerini

Ve haşmetli mermer saraylarını

Bırakıp arkasında

Yürür mukadder yolunda

Dalgalanır başının üstünde binlerce bayrak

İhtişamının şahitleri

Evlâtlarını Rabbine ulaştırarak

Karışır İlâhî ummana coşarak!

-----------------------------------------------------------------------------------------------

ŞEFAAT SENİNDİR YA RESUL ALLAH

 

Ehli imanlar saf saf durmuşlar

Mahkameyi kibriyada hesap sormuşlar

Günahı olanlar af dilemişler

Şefaat senindir ya Resul Allah

 

Onların yardımcısı cümle enbiya

Onların serdarı habibi Kibriya

Onlar için rica ediyor hatımel enbiya

Şefaat senindir ya Resul Allah

 

Günahı olmıyan ağlayıp geziyor

Günahkar dostunun afını istiyor

Kelimeyi tevhit bülbül gibi okuyor

Şefaat senindir ya Resul Allah

 

Aşıklar feryadı arşı titretti

Cabrail onların aşkından gürledi

Yer gök onların azameti dinledi

Şefaat senindir ya Resul Allah

 

Rica ediyorlar ehli imanı

Onların boynunda berat fermanı

Muhammed Mustafa’dır onların din imanı

Şefaat senindir ya Resul Allah

 

Ehli aşk orda ediyor niyazı

Feryadı fiğanı türlü avazı

Hakk huzüründe ediyorlar nazı

Şefaat senindir ya Resul Allah

 

Saf saf durmuşlar ne güzel canlar

Yüzünde parlıyor nurun imanlar

Hakk’ından bekliyor büyük fermanlar

Şefaat senindir ya Resul Allah

 

Diyer yarab çaresiz derdimin dermanı

Senin lütfündür emru fermanı

Nuri Ahmed aşkına yürüt bu aşkın kervanı

Şefaat senindir ya Resul Allah

 

Ehli imanın nuru parlıyor

Fatma anam hüngür hüngür ağlıyor

Ehli imanı rica ediyor

Şefaat senindir ya Resul Allah

 

Bir yanında Muhammed bir yanında o şahi Haydar

Hatice anamız elinde ferman

Günahkar ümetimin derdine derman

Şefaat senindir ya Resul Allah

Kul Hudavendi (Cevat Sevil)

---------------------------------------------------------------------------------------------

 

SANA GELDİM EFENDİM

Bin bir güçlükle söküp getirdim yüreğimi de yanımda

Sana geldim efendim…

Cismin bir nur olarak aklımda, isminse hep dudağımda

Bu aşkı taşıyamam artık bu küçücük bağrımda

Dünlerimi yaktım ateşte teslim oldum sana yarınlarımda

Ve ben

Sana geldim efendim…

 

Sana geldim efendim…

Artık yıkılsa dünya ne yazar bu kutlu günde

Bayramım olmaz mı doğumum gibi ölümümde

Küffar naralar atsın artık gidişimde dönüşümde

Bir kor alev gibi parıldayıp aniden sönüşümde

Ne olursa olsun efendim

Ben mi ?

Sana geldim efendim…

 

Sana geldim efendim…

Bilmem kaçıncı ağlayışım yapayalnız gecelerde

Sana salat ve selamlar gece gündüz hecelerde

Şu gönlüm sensizlikten her an bocalarda

Ben çaresizce yine hüzne şayan bir şekilde

Bu gece içimdeki sıkıntılarım ve tüm dertlerimle

Ben

Ben sana geldim efendim…

 

Sana geldim efendim…

İstiyorum ki kalbim çıksın yerinden ve dile gelsin

Yüreğim sökülüp ta canevinden sana salat ve selam getirsin

Bu aşk beni bende daha fazla çoğalmadan bitirsin

Divane gönlüm yansın da şu aklını yitirsin

Ben kaybolayım ani çığıkların boz bulanık nidalarında

Volkanların köpüklü kaynayan sularında

Yansam yanmazdım yandığım kadar böyle

Halim , ahvalim bu iken

Bense sana geldim efendim…

 

Sana geldim efendim…

Bendim şehrin soğuk sokaklarında inleyen aşkından

Mecnun misali çölleri karış karış arşınlayan

Ve bir sevda ateşi yakıp büyük bir sevinçle ateşe atlayan

Meczup bir görüntüyü işleyip nakış nakış yüreğime

Her soruşumda büyüdü mü içindeki aşk diye kendi kendime

Sürünerek ismin dudağımda iken yesrip çöllerinde

Sensizliğe muzdarip bu yaban ellerinde

Seni her an soluyup yasatarak aciz kaderimde

Bütün sözler istemeden tıkanırken biçare genizimde

Bir de baktım ki ben kaybolmusum engin bir vuslat denizinde

Bir baktım ki ben sana gelmişim efendim…

Bir baktım ki sana gelmişim efendim…

Bir baktım ki sana gelmişim…

-----------------------------------------------------------------------------------------------

 

BIRAKMA BİZLERİ

 

Sana öylesine alışmışız ki

Ayrılığa nasıl dayanacağız

Uzaklardan sevmek hoş olur amma

Bırakma bizleri Ya Rasûlallah

 

Bırakma bırakma bizi bırakma

Böylesine yakın olmuşken sana

Neyim varsa feda olsun uğruna

Bırakma bizleri Ya Rasûlallah

 

Anam babam sana feda olsun

Bedenim yolunda toprak olsun

Faruk Sultan sana komşu olsun

Bırakma bizleri Ya Rasûlallah

 

Bedenim ayrılsa ruhum ayrılmaz

Senin aşkın bizde asla solmaz

Kovsan da bu kıtmir senden ayrılmaz

Bırakma bizleri Ya Rasûlallah

 

Cennet bahçesinde bekleşir herkes

Sensiz olan cenneti neyleyim

Kademi şerifin cennettir bize

O nurlu ayağınla bas yüzümüze

----------------------------------------------------------------------------------------------------

SENİ SEVEN, SENİN GİBİ OLMALI...

Seni seven, Senin gibi olmalı.

Ve senin gibi sultânım, Allah’a kul olmalı.

Namaz, gözünün nuru...

Sen namaz için mihrâba yaklaşınca,

Yüz yirmi dört bin peygamber geçer sağına,

Solunda Ashâb-ı güzîn

Ve saf saf melekler...

Sonra milyonlarca veli

Edeple ardına geçer.

Müminler sıra sıra...

Canlı cansız tüm varlık...

Sen namazdasın

Ve kainat ardında...

Uzanır öpülesi ellerin.

O nurlu ellerin

Rahmân’ın dergâhına uzanır.

İsteyen sensin; veren Allah!

İste sen,

“Rabbin sana verecek ve sen hoşnut olacaksın.”

Sen iste ki

Allah’a yakarışın yüreklerimizi yaksın

Sen iste ki,

Âlemler sesini sesine katsın;

“Ver, ne olur Allah’ım!

Habib’in ne istiyorsa bize de ver Allah’ım!”

Dursun Ali Erzincanlı

--------------------------------------------------------------------------------------------------------

EY NEBİ SELAMIM VAR

Gönül, yine kaynar taşar,

Muhammed’e selamım var.

Aşkı ile ağlar coşar,

Muhammed’e selamım var.Bülbül bu gün avaz eder,

Bir gün beni götür kader,

Kısmeti olanlar gider,

Muhammed’e selamım var.“Rabbim”,der ki ahir ezel,

Ömür geçer döker gazel,

Sevgisi gönlümde özel,

Muhammed’e selamım var.Mektup, yazsam elim tutmaz,

Korkuyorum ömrüm yetmez,

Yüreğimde bu aşk gitmez,

Muhammed’e selamım var.Çağırayım dağa taşa,

Yüreğim döndü ateşe,

Ayan olsun göçmen kuşa.

Muhammed’e selamım var.Gönlüm, hayallere daldı,

Arkadaşlarım yol aldı,

Gözlerim yollarda kaldı,

Muhammed’e selamım var.Mevla’m kurban olam sana,

Rehber, gönderdin cihana,

Ölmeden kısmet et bana,

Muhammed’e selamım var.Kaya: her dem coşar söyler,

Biçare gönlünü eyler,

Dost, yoluna giden beyler,

Muhammed’e selamım var.

Osman Kaya Malatya

---------------------------------------------------------------------------------------------------------

EY NEBİ

Suya hasret çöllere kanlanmış asırlardan

Zamanın en hasına gözde bir sultan düştü

Kurtuldu kara tarih küf kokulu sırlardan

Kirlenmiş perdelerin nakışına tan düştü

Bulutlar gözü yaşlı yağmurlarla bekledi

Nefret kokan bir çağa gül kokusu ekledi

Uyuyan bir insanlık uyandı senin ile

Güneşin şavkı çöktü gül çehreli yüzlere

Merhamet deryasından şefkat vurdu sahile

Seninle umut yağdı göklerden öksüzlere

İsa’nın son müjdesi, İbrahim’in duası

Âmine’nin rüyada gördüğü kutlu Nebi

Ebu Kubeys dağında doğan büyük davası

Aydınlattı Yemeni, Hadramevti, Halebi

Yeşerdi tüm kâinat parmağında ki suyla

Güller bir başka açtı Nebi’nin kokusuyla

Âsuman’ın çehresi değişti senin ile

Yıldızlar gecelerin saçlarını tarıyor

Nasipsizler son Nebi bekliyorlar nâfile

Bahîra bulutlarda kendini kurtarıyor

Yeryüzünde çiçekler başka açtı bu bahar

Kâinat bu muştuyla gülüyordu aheste

Yönünü en nadide güne dönmüştü seher

Bülbüller bile mesrur ötüyordu kafeste

Mudar’ın tüm putları birer birer yıkıldı

Utancın tarihinden Nebî ile çıkıldı

Kırk yaşında nur doğdu Hirâ’da senin ile

Bulutlar selamını Uhud’a dek taşıyor

Mahrumiyet düşüyor gökten Ebu Cehil’e

Ömer, Erkam yolunda Nebî’ye ulaşıyor

Varaka heyecanlı Hadice’nin sesinde

“Ah! Diyordu Ey Nebi, seni kovduğu günde

yanında ben olsaydım kavminin ensesinde

seninle ağlar idim, gülerdim güldüğünde”

Vücudunu Taif’te siper eder iken Zeyd

Musab’ın ellerinde Hudayr’ın oğlu Useyd

Akâbe’de yazıldı bir tarih senin ile

Yesrip bir medeniyet oldu talih kuşunda

Hicret ile yürüdü halk, kafile kafile

Necaşi zor sınavın en mesrur yokuşunda

Müşrikler Sevr’e geldi örümcek ağı perde

Süraka iz peşinde Ebu Bekir muzdarip

Nebi’de teslimiyet, mucizeler siperde

“Korkma ey arkadaşım Allah bırakmaz garip”

Vedâ tepesinde gün doğar peygamber ile

Nur’a gark ediyordu ulaştığı her yeri

Vardı şanslı mekana Kuba’daki menzile

Eyyub el-Ensarî’nin daha arttı değeri

Sevdi bütün kâinat Allah sevmişti O’nu

Mutluluk yağmurları döküyordu asuman

Zorba krallıkların görünüyordu sonu

O’nu bir rahmet gibi kucaklamıştı zaman

Ey mazlumlar ağlayın, rahmet: gözün döktüğü

Hatırlayın nasıl da inler hurma kütüğü

Batıl zail olmuştu Hak geldi senin ile

Bir bir yıkılıyordu Lat, Menat,Uzza; Hübel

Merhamet deryasından, rahmet sızar cahile

Bekliyor zaman yine Ey Nebi, bekletme gel

Ey yiğit Sümeyye’ler, Ey İslam’ın kızları

Kurtuldunuz kan sızan utanç duvarlarından

Şimdi bir başka doğar ümmetin yıldızları

Karanlığı sıyırır bir çağın esrarından

Zemzemin suyu damlar siyah kaküllerinden

Misk kokusu duyulur çehrende güllerinden

Zaman seni bekliyor sünnetinle gel artık

Kararmış umutlara nur gibi doğmaz mısın

Tanımaz Sen’in nurun ne yar, ne engel artık

Hüsran bulutlarını nurunla boğmaz mısın

Seyit Kılıç

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

GELDİ YÜCE MUHAMMED (S.A.V)

Tüm kitaplar bildirmiş mutlak gelecek idi

Aklı başında olan onu bilecek idi

Kurtuluş reçetesi onda olacak idi

Müjdeleri vererek geldi yüce Muhammed

 

Yeni belirmiş idi Âmine’nin rahminde

Bilginler yanılmamış yaptıkları tahminde

Müşrikler haklı idi iç donduran vehminde

Karanlığı yararak geldi yüce Muhammed

 

Sarayın direkleri gelişi ile çöktü

Putperestin anlında korku şimşeği çaktı

Zulme uğrayan millet derinden bir oh çekti

Tüm putları kırarak geldi yüce Muhammed

 

Küçücük çocuk idi hiçbir putu sevmedi

Ne yaparsa yapsınlar zalimi hiç övmedi

Tutup ışık yakmadan karanlığa sövmedi

Güzellikler dererek geldi yüce Muhammed

 

Annenin memesinden emerken taze sütü

Kız deyip de toprağa yatardı körpe eti

Geldi de bu zulmete dur dedi çekti seti

Merhameti sererek geldi yüce Muhammed

 

Hıra dağında geldi oku diye ilk emir

Kutsal ayet önünde peygamber oldu kömür

Eridi karşısında yüreklerdeki demir

İlmi öne sürerek geldi yüce Muhammed

 

Zalimler saldırdılar korkup kaçar sandılar

Zaman geldi birçoğu hak tebliğe döndüler

Israr eden kâfirler kireç gibi söndüler

Zulme hesap sorarak geldi yüce Muhammed

 

Sahabeler ardında etten duvarlar ördü

Ehli beyti Âliyi dizi dibinde gördü

Vahyin inceliğini ilk önce ona verdi

Kalbe ilim örerek geldi yüce Muhammed

 

Zalimlerin zulmüne göğsü serip yattılar

Uhud, Hendek, bedirde birçok savaş ettiler

Çoğu ashap dünyadan şehit olup gittiler

Çok acılar görerek geldi yüce Muhammed

 

Mizabiye semadan ilim irfan getirdi

Son veda hutbesiyle tebliğini bitirdi

Ümmete şefaati mahşer için götürdü

Canı hakka sürerek gitti yüce Muhammed

Espiyeli-Muhsin AKTAŞ (Mizabi)

----------------------------------------------------------------------------------------------

YA RESUL ALLAH

Bizleri doğruya çağıran

Cehennem ateşinden koruyan

Cennete davette bulunan

O sensin ya Habib Allah

 

Sevgisini ruhumuz da tattığımız

Merhametini örnek aldığımız

Canımızdan çok sevdiğimiz

O sensin ya Resul Allah

 

Aldığımız nefesimiz

Gözümüz de ışığımız

Dilimizde duamız

O sensin ya Nebi Allah

 

Adın başımızın taacı

Hasretin gözümüzün yaşı

Sevgin kalbimizin ilacı

O sansin ya Resul Allah

Yazan: Gülbeyaz TEKİN-

----------------------------------------------------------------------------------------------------

MUHAMMED DOĞDUĞU GECE

 

Âlemler nûra gark oldu Muhammed doğduğu gece

Mü’min münafık fark oldu Muhammed doğduğu gece

 

Arşın nuru yere indi,suyun rengi nûra döndü

Hep susuzlar suya kandı Muhammed doğduğu gece

 

Ananın rahmine düştü kafirlerin aklı şaştı

Bin kilise geçti Muhammed doğduğu gece

 

Hûri kızları geldiler,nurdan kundağa sardılar

Muhammed’e yüz sürdüler Muhammed doğduğu gece

Ağlayan oğlan avundu doğuran ana sevindi

Nice küffar dine döndü Muhammed doğduğu gece.

Yerden göğe nûr atıldı yediler kırka katıldı

Keşişlerin dili tutuldu Muhammed doğduğu gece.

 

Yunus derki : Hey Kardeşler, akar gözlerden yaşlar

Secde etti dağlar taşlar Muhammed doğduğu gece

---------------------------------------------------------------------------------------------------

 

RESULÜM

 

Dün gece rüyamda Cemalin gördüm

Yüzüne bu canim kurban RESULÜM

Basimi oksayip yüzüme güldün

Eline bu canim kurban RESULÜM

 

Mübarek göysüne basim dayadim

Simsiki sarilip kokun kokladim

Gül yüzünü ben kalbime sakladim

Kokuna bu canim kurban RESULÜM

 

Gözümden bir damla hirkana düstü

Anlamadim hala bu nasil isti

Içime hasretin köz olup düstü

Yoluna bucanim kurban RESULÜM

 

Israfil sag degil düsünden beri

Kesseler boynumu dönemem geri

Eller deli desin ister serseri

Yoluna bu canim kurban RESULÜM

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

O GECE

Bir nur oluştu semada bilmem ki nice,

Resul-ü Ekrem Mürteza doğdu o gece.

Gönüllere pür-ü safa doldu sanki gizlice,

Habibimiz Muhammet Mustafa doğdu o gece.

 

Dertlilere deva olan,gönüllere safa veren,

İnsanlığın kılavuzu,önder olup yol gösteren,

Kainatta insanlara Allah’ından kelam veren,

Habibimiz,Muhammet Mustafa doğdu o gece.

 

Gök yüzünde dolaştı hep huriler,melekler,

İnsanlığa,sanki bereketin geldiğini muştular,

Saf durdular,Amine’nin yardımına koştular,

Habibimiz,Muhammet Mustafa doğdu o gece.

 

Gönüllere iman doldu,hoşnut oldu insanlar

Sanki birden,huzur ve mutluluğu buldular,

Gecenin güzelliğini şaşırmadan hayra yordular,

Habibimiz,Muhammet Mustafa doğdu o gece

 

Sanki haktan rahmet geldi indi gökten yerlere,

Sevgi dolu gül bahçesi,kokusunu verdi bizlere,

Derman geldi,fer-i sönmüş bi-çarecik gözlere,

Habibimiz,Muhammet Mustafa doğdu o gece…

 

Yeryüzünde hakka açtı elini dua etti insanlar,

Selam durdu adeta ovalarda,saf,saf oldu nebatlar,

Ahmet-i Muhammet Mustafa diye ötüştü kuşlar,

Habibimiz Muhammet Mustafa doğdu o gece.

 

Dört bir yanında pervane oldu sanki melekler,

Atlastandı adeta Muhammedi saracak o belekler,

Cümle alem dua edip,diz üstünde Resulü beklediler,

Müjde oldu,Habibimiz,Peygamberim doğdu o gece…..

Selahattin Ölmez

----------------------------------------------------------------------------------------------------

SEVGİLİ PEYGAMBERİM

Bütün alemler senin için yaratıldı.

Alemlere rahmettin, YARESÜLALLAH…

Senden önce dünya karanlıktaydı.

Nurunla aydınlattın, YARESÜLALLAH…

 

İnsanlık tarihinde tektin.

Melekler sana imrenirdi, YARESÜLALLAH…

Kötülüklere karşı bir settin.

İyiliği emrettin, YARESÜLALLAH…

 

Sen gelmeden, kız çocukları didri diri gömülürdü.

Bu vahşete dur dedin, YARESÜLALLAH…

Sen gelmeden, vahşetler vahşetlere gebeydi.

Adaletin huzur verdi, YARESÜLALLAH…

 

Seninle insanlık kendini buldu.

Dünya nurlandı, YARESÜLALLAH…

Seninle insanlar kölelikten kurtuldu.

Özgürlüğü tanıdı, YARESÜLALLAH…

 

Hiçbir insan senin kadar sevilmedi.

Sen kalplerdeki aşksın, YARESÜLALLAH…

Hiçbir insan, senin verdiğini veremedi.

Sen İSLAMI_İNSANLIĞI verdin, YARESÜLALLAH…

Yılmaz Çelik

-------------------------------------------------------------------------------------------------

YETİŞ EFENDİM

Gönüller susamış aklım kördüğüm

Duygular figanda yetiş Efendim

Gaflette kalp gözü yoktur gördüğüm

Hasretim cemalin müthiş Efendim

 

Dünya sensiz kuyu bacası dardır

İnsanlık çıldırdı tahammül zordur

Davada zorlandık ümmetin hordur

Vicdanlar yanıyor ateş Efendim

 

Gözlerim sis duman yaralı yürek

Namazlar suç olmuş devrilmiş direk

İslam kabul ama namazsız gerek

Nemrutlar çoğaldı yetiş Efendim

 

Güller sensiz mahzun bülbül divane

Sokaklar çapkınca ruhlar virane

Cami ağlaşırken oynar meyhane

Bülbüllere yasak ötüş Efendim

Ömer Ekinci Micingirt

------------------------------------------------------------------------------------------------------------

GELEMEDİM EFENDİM

İşte geldim kapına, körfezden eser poyraz,

Mecnun olup bir gece, kalamadım efendim!

 

Hazan düştü bağıma, gönül bağım pür ayaz,

Bülbül ötmez gül açmaz, gülemedim efendim!

 

Ruhum şaşkın ben şaşkın, bağırdım avaz avaz,

Kaybetmişim kendimi, bulamadım efendim!

 

Duygularım kör düğüm, ne ihlâs var ne niyaz,

Yıllardır huzuruna gelemedim efendim!

 

Hıyanet mi bilmem ki, ne yol bildim ne de iz,

Yolunda bir tasmalı, olamadım efendim!

 

Dua sahte yaş sahte, ruhum perişan sensiz,

Utancımdan yaşımı silemedim efendim!

 

Bak Zeynepler toplanmış biraz niyaz biraz naz

Bense sefa peşinde bilemedim efendim!

 

Alev alev bu gece, ruhum dirildi biraz

O muhteşem deryaya dalamadım efendim!

 

Ümmetin ben Ömercik, sen rahmetsin sen gül yüz,

Gül bahçene gönlümü, salamadım efendim!

Ömer Ekinci Micingirt

--------------------------------------------------------------------------------------------------

GÜL YÜZÜME GÜL YÜZLÜM

 

Gecelerim ızdırap gündüzlerim hep sızı,

Çilekeşin tekiyim sen beni bilmez misin?

Güzelliğin görmeyen bu perişan gözsüzü,

Sal dirilten sevdana, vuslata salmaz mısın?

 

Ey derdimin dermanı! Bir nesil ki bu ne iş,

Darbe üstüne darbe, zirve yaptı tükeniş,

Ulvi güneş batıyor yetiş nur yüzlüm yetiş,

Gözyaşımı sil artık, bilmem ki silmez misin?

 

Sen ümidim sen yolum, sen şefaat kapısı,

Hüznü senden öğrendim, taşa çaldım yeisi,

Kâinatın baş tacı, âlemlerin reisi,

İflas etmiş rüyama, bu gece gelmez misin?

 

Ey yetimler yetimi ey efendim ey Nebi,

Yaşamımın gayesi, varlığımın sebebi,

Ammar’ı, Sümeyye’yi düşündüm de Zeynebi,

Zeynep’in hürmetine bir gece kalmaz mısın?

 

Kaç asırdır bu hasret, asırlardır sensizim

Tahammülüm tükendi, ruhum darda yol uzun,

Acı girdaptayım yâr, kurtar beni sonsuzun,

Gül yüzüme gül yüzlüm, sen bana gülmez misin?

 

Ne Ali’yim ne Ömer ne de dostun Bilâl’im,

Hesaplarım çok ağır tuzaktadır hilalim,

Senden başka kimim var gülümse ki gülelim,

Nur sancağın altına, beni de almaz mısın?

Ömer Ekinci Micingirt

---------------------------------------------------------------------------------------------------------

SEN VARSIN YA SULTANIM

Bozuldu sen gideli kâinatın dokusu,

Alev alev sineler kalpler kırık gözler yaş…

Ne gül açar ne gonca ne de gülün kokusu

Putlar tekrar dikildi tekrar yanıyor ateş.

 

Kavuruyor özlemin yok mu bunun ilacı,

Şemailin tüllendi gizli gizli hislendim,

Büyülendim bir ara sensiz olmak ne acı,

Acı acı düşünüp gözyaşıma yaslandım.

 

Sanki boş kadavrayım her halim çözülüyor,

Ümitsizlik mi desem hâşâ değil yok canım,

Su dövdüğüm günlerim galiba süzülüyor,

Hoş benimki vesvese sen varsın ya sultanım.

Ömer Ekinci Micingirt

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

SEVGİLİLERİN SEVGİLİSİNE

Ey sevgililerin sevgilisi

Gönüllerin tacı,

Kalplerin ilacı…

Sana sevgim o kadar büyük ki,

Neyle tasavvur etsem az,

Ne yazsam eksik bir yanı…

SENİ ÇOK SEVİYORUM

Sevgiler sonsuzluğunda

Anlatılmaz duygularla,

Tüm varlığımla…

Canım kurban milyonlarca kez yoluna

Can kurtarıcım…

Rehberim…

Sevgili peygamber efendim.

 

Ey sevgililerin sevgilisi

Dünya senle nurlandı…

Alemler yüzüsuyu hürmetine yaratılan

Yüce peygamber efendim.

Seni anlamayan kör,

Seni sevmeyen kalp mühürlüdür…

Huzur senin sevginde,

Mutluluk senin yolunda…

Ömrümce geleyim yolundan

Rabbim ayırmasın yolundan…

SENİ ÇOK SEVİYORUM

Kendimi buluyorum sevginde…

Sevgili peygamber efendim,

Kurtuluşu buldum sevginde…

Yılmaz Çelik

------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ADINA KURBAN OLAYIM

Kutlu Arafat dağında,

Toz olsaydım ayağında,

Kıtmir gibi ben kapında,

Köleyim Ya Resulallah.

 

Okşa şu garip başımı,

Bahara çevir kışımı,

Gülüverde göz yaşımı,

Sileyim Ya Resulallah.

 

Işıksın gönül gözüme,

Ab-ı hayatsın közüme,

Nazar kıl mahsun yüzüme,

Güleyim Ya Resulallah.

 

Sevdan ile tutuşayım,

Her an aşkınla yanayım,

Adına kurban olayım,

Öleyim Ya Resulallah.

Seleddin Aydın

--------------------------------------------------------------------------------------------------

EY ALLAH’IN PEYGAMBERİ!

Yerde gökte övülensin

Ey Allah’ın peygamberi!

İhlas ile sevilensin

Ey Allah’ın peygamberi!

 

Zalimlerin mihnetisin

Alemlerin rahmetisin

Muhammedi Ahmedisin

Ey Allah’ın peygamberi!

 

Sen Allah’ın fermanısın

Gönüllerin dermanısın

Merhametin harmanısın

Ey Allah’ın peygamberi!

 

Aşkın ile döner devran

Nurun ile söner niran

Alem sana muhtaç her an

Ey Allah’ın peygamberi!

 

Sensin sadık haberimiz

Seni sever herbirimiz

İki cihan rehberimiz

Ey Allah’ın peygamberi!

 

Tabi olsun sünnetine

Şefaat kıl ümmetine

Girsin Hak’kın cennetine

Ey Allah’ın peygamberi!

 

Doğdun doldu nurla cihan

Sana habib dedi Rahman

Sensin ancak cana derman

Ey Allahın peygamberi

Mikdat Bal

---------------------------------------------------------------------------------------------------

SULTANIM

Gözlerim kapansa, gönlüm uyanır

Gecem Sen, günüm Sen, her anım Sensin

Aklıma ne düşse, Senle boyanır

Zikrim Sen, fikrim Sen, irfanım Sensin

Sahibim, hünkârım, sultanım Sensin

 

Her nereye dönsem, orda Sen varsın

Yüreğimde daim yanansın, narsın

Canımdan özge dost, hasretsin, yarsın

Yüzüm Sen, yönüm Sen, imanım Sensin

Sahibim, hünkârım, sultanım Sensin

 

Sana sığınırım, Seni bilenim

Her daim kulunum, sadık kölenim

Ben Sende doğmuşum, Sende ölenim

Gönül tufanımda limanım Sensin

Sahibim, hünkârım, sultanım Sensin

 

Zannımla yıllarca tapınageldim

İbrahim’i duydum, yapına geldim

Boynum kıldan ince, kapına geldim

Sübhan’sın haneme mihmanım sensin

Sahibim, hünkârım, sultanım Sensin

 

Dört kitabın özü, beyanısın Sen

Her şeyin gizlisi, ayanısın sen

An be an zatının, devranısın Sen

Emarem, delilim, bürhanım Sensin

Sahibim, hünkârım, sultanım Sensin

 

Mesafe Cehennem, Senle arama

Cennetim, son vermek benle harama

Duam ise derman, gönül yarama

Tespihim, feryadım, figanım Sensin

Sahibim, hünkârım, sultanım Sensin

 

Talibi, örtünü kaldırma sakın

İhramın altından, âleme bakın

Nefsin batın ise, vuslat çok yakın

Bismi Allah, Rahim, Rahmanım Sensin

Sahibim, hünkârım, sultanım Sensin

İhsan Ertem

--------------------------------------------------------------------------------------------------------

RESULLER RESULÜ

Dünyanın varlık sebebi,

Muhammed Mustafa Nebi,

Mahşer günü yardım eyle,

Hakk’ın sevgili Habibi.

 

Öğrettin Hak yolu bize,

Kanat gerdin her öksüze,

Derman oldun, şifa verdin,

Şu yaralı gönlümüze.

 

Doğmamıştın yetim kaldın,

Ne çilelere katlandın,

Mekke’den doğdun cihana,

Karanlığı aydınlattın.

 

Her an ismini anarım,

Hasretin ile yanarım,

Kurban olsun yollarına,

Tatlı canım, bütün varım.

 

Sen Resuller Resulüsün,

Gönül bahçemin Gülüsün,

Kabrin Medine’de amma,

Yüreğime gömülüsün.

Seleddin Aydın

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

SELAM SANA PEYGAMBERİM

Övülmüşsün ismin ile

Selam sana peygamberim

Hasım oldum hasmın ile

Selam sana peygamberim

 

G ece gündüz kışta yazda

Günde bin kez ansak az da

İsmin geçer her namazda

Selam sana peygamberim

 

Aşkın sardı her yanımı

Sana verdim her anımı

Koruyarak imanımı

Selam sana peygamberim

 

Zikrolundun yerde gökte

Allah övdü, her melekte

Her duada her dilekte

Selam sana peygamberim

 

M ikdatî’yim yolun yolum

Biçareyim tutmaz kolum

Şefaat et mücrim kulum

Selam sana peygamberim

Mikdat Bal

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------

YA RASULALLAH

Şu köhne cihana vaktinde geldin.

Alemleri nurlandırdın Ya Rasulallah.

Cemi karanlığı aydınlığı döndürdün.

Alemleri nurlandırdın Ya Rasulllah.

 

Kisranın Ateşgedesini söndürdün.

Mekke putlarının cümlesini yıktın.

Bizans’ın saraylarını yerle bir ettin.

Doğumun rahmettir Ya Rasulallah.

 

Sen var iken başkasını sevemeyiz.

Kutlu yollarında biz ölmeye hazırız.

Elimizden tutmaz isen mahvoluruz.

Bizide nurlandır nolur Ya Rasulallah.

 

Sünnetine uymayanlar hüsran olurlar.

Her iki cihanda perişan olup giderler.

Onları artık büyük tehlikeler beklerler.

Alemler nuru efendim Ya Rasulalllah.

 

Ozan Mehmet derki sana hayranım.

Haşre dek yürüyecek senin Şeriatın.

Uğruna nola, aksa idi al -kızıl kanım.

Şefaatine mazhar eyle Ya Rasulallah

Mehmet Kızılkoca

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

AŞIĞINIM YA MUHAMMET…

 

Aşığınım ya Muhammet,aşkın yok ki sureti

Ahadiyyet vahdettki siret’i

Vahidiyyet kesretteki serveti

Süphan Allah varlığını nur etmiş

 

Ayran içinde yağ misali

Adem-i safidir Muhammedi nurun ilk hali

Mim sırrı Hakkın tecelli-i kemali

Süphan Allah varlığını nur etmiş

 

Perde hicap olurmu dostla dost arasında

La yı kaldır gayri kalmaz arada

Odur nurun menba-ı zahirde ve mana da

Süphan Allah varlığını nur etmiş

 

Ne kevn-i mekanda,ne vakt-i zemanda

Onsuz dönmez felekler,dönmez devranda

Muhammedi nur olmasa kalmaz cihande

Süphan Allah varlığını nur etmiş

 

Ne melek-i mukarrep nede nebi-i mürsel giremez huzura

Elif Allah,Mim Muhammet La yokluktur aslında

Tedbil-i kıyafet gezer padişahtır özünde

Süphan Allah varlığını nur etmiş

 

Rahmani gel bu sırrı nadana verme yeter

Muhammed’in aşkı cihana bedel

Muhammed’in cübbesinden Hak başın göster

Süphan Allah varlığını nur etmiş

Nihat Gülle

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

PEYGAMBER SAYARIZ PEYGAMBERİNİ

 

Senin küstahlığın acep niçindir

Peygamber,sayarız peygamberini

İsa’ya saygımız Allah içindir

Peygamber sayarız,peygamberini.

 

Kur’an açıklıyor Allah-u Ekber

Davut,Musa,İsa, bizce peygamber

Konmuştur akıla,edilmiş ezber

Peygamber sayarız peygamberini.

 

Tarihte haçlıydı seninde atan

Dinime küfredip,dili uzatan

Senin ataların yenilip kaçan

Peygamber sayarız peygamberini.

 

Bu dört din bizce de Allah’ın dini,

İnsanlar İslam’da bulur kendini

Bir coşku dolar ki yıkar bendini

Peygamber sayarız peygamberini.

 

Hoşgörü islamın ana temeli

Allah için insanları sevmeli

Bütün inançlara değer vermeli

Peygamber sayarız peygamberini.

 

Böyle emrediyor dini terbiye

Çok önem veririz biz bu sevgiye

Tüm peygamberler layık övgüye

Peygamber sayarız peygamberini.

İbrahim Coşar

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

SELAM SANA YA MUHAMMED

 

Ben aşığım o gül yüze

Sultan oldun kalbimize

Şefaat et cümlemize

Selam sana ya Muhammed

 

İslamı hak bilenlere

Allahı çok sevenlere

Nakış oldun gönüllere

Selam sana nur Muhammed

 

Kalmışız çaresiz naçar

Sensiz dünya gülmü açar

Bakışların rahmet saçar

Selam sana ya muhammed

 

Bitmeyen bir sabrın vardı

Ümmetin seni arardı

Melekler selama durdu

Selam sana nur Muhammed

 

Bütün dertlerin tabibi

Güzel ahlakın sahibi

Sensin Allahın habibi

Selam sana ya Muhammed

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------

SEVGİLİ PEYGAMBERİM

 

Seni övmeye yetmez, âciz kalır kalem, söz

Nasıl methedem seni, sevgili peygamberim.

Barış, huzur, kardeşlik… hepsi seninle güzel

Kalplerden sildin kini, sevgili peygamberim.

 

Ne güzel bir hâtıra, vahiy kokan o cübbe

Kalmasın gönüllerde, kinden, garezden habbe

Getirdiğin o dinle, hem kendine hem Rabb’e

Âşık ettin sen beni, sevgili peygamberim.

 

Fetret devri insanı, her pisliğe sapardı

Kızını diri gömer, helvadan put yapardı

O Hakk mâbut dururken, geri döner tapardı

Getirdin tevhit dini, sevgili peygamberim.

 

Gereksiz o şeylerle, gel soldurma o teni

Vahyin güzel kokusu, o kadar mı ki yeni?

Terk-i edep ettiysem, n’olur affeyle beni

Seni sevmeyen denî, sevgili peygamberim.

 

Her iki cihanda da, bize gerek himmetin

Kadrini pek bilmedik, o sunduğun nîmetin

Günâha batsa bile, seni sever ümmetin

Fedâdır sana canı, sevgili peygamberim…

Hanifi KARA

 

Peygamber Sevgisi

 

Ümmetin oluşumuzla övünürüz

Kaybetmiş oluşumuza üzülürüz

Miski amberdir dokun ve kokun

Hala, üzerimizdedir ölüm şokun

Umarız kıyamet günü şefaatinize

İnşallah alırsınız hepimizi safınıza

Nebilerin piri, ölmedi yaşıyor dipdiri

O’nun gelmesiyle silindi beşerin kiri

Dünya, senin gelişinle anlam kazandı

Çünkü yokluğunuzda her yer hazandı

Ey Nebi, benzeyen değil, benzetilensin

Çünkü sen en güzel şekilde bezenensin

Duyduğumuz her sese, kulak kesiliyoruz

Ya gelmenizi/ya gel demenizi bekliyoruz

Nerde adınız anılsa ümmetin boyun eğer

Ümmetim deseniz başımız ta göğe değer

Ümmetin olmamızdandır bu ihsan ve lütuflar

Her adem ahrette şefaat edeceğinizi umutlar

Bencileyin, acizdir edipler seni met-ü senadan

Çünkü seni övmüştür en güzel şekilde Yaratan

Ey Nebi, hakkında ne yazıp söylesem, noksan olur

Bence tüm övgüleri sadakna demek en doğru olur

Bayram Tunca

 

 

Yunus Emre de onu şu şekilde övmüştür:

Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed!

Canım, kurban olsun senin yoluna,

Adı güzel, kendi güzel Muhammed!

Gel şefâat eyle kemter (asi) kuluna,

Adı güzel, kendi güzel Muhammed!

 

Mümin olanların çoktur cefâsı,

Âhirette olur zevk-u safâsı.

On sekiz bin âlemin Mustafâ’sı,

Adı güzel, kendi güzel Muhammed!

 

Yedi kat gökleri seyrân eyleyen,

Kürsînin üstünde cevlân eyleyen,

Mîrâcda, ümmetin Hak’tan dileyen,

Adı güzel, kendi güzel Muhammed!

 

Ol çâriyâr anın gökler yâridir,

Anı seven günahlardan beridir,

On sekiz bin âlemin serveridir,

Adı güzel, kendi güzel Muhammed

 

YÛNUS n’eyler iki cihânı sensiz,

Sen hâk peygambersin şeksiz şüphesiz!

Sana uymıyanlar, gider îmânsız,

Adı güzel, kendi güzel Muhammed!

 

Milli Şarimiz Mehmed Akif Ersoy O’nu şöyle anlatmıştır:

BİR GECE

On dört asır evvel, yine böyle bir geceydi

Kumdan, ayin on dördü, bir öksüz çıkıverdi!

Lakin, o ne hüsrandı ki; Hissetmedi gözler;

Kaç bin senedir, halbuki, bekleşmedelerdi!

Nerden görecekler? Göremezlerdi tabi:

Bir kerre, zuhur ettiği çöl en sapa yerdi;

Bir kerre de, ma'mure-i dünya, o zamanlar,

Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.

Sırtlanları geçmişti beser yırtıcılıkta;

Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!

Fevza bütün afakını sarmıştı zeminin,

Salgındı, bugün şark'ı yıkan, tefrika derdi.

Derken, büyümüş, kırkına gelmişti ki öksüz,

Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!

Bir nefhada insanlığı kurtardı o masum,

Bir hamlede Kayserleri, Kisraları serdi!

Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi;

Zulmün ki, zeval aklına gelmezdi, geberdi!

Alemlere rahmetti, evet, Şer'-i mübini,

Şehbalini adl isteyenin yurduna gerdi.

Dünya neye sahipse, onun vergisidir hep;

Medyun ona cemiyyeti, medyun ona ferdi.

Medyundur o Masum'a bütün bir beşeriyyet...

Ya Rab, bizi mahşerde bu ikrar ile haşret.

 

ŞEFÂAT YÂ RASÛLELLAH!

 

Ey iki cihânın şemsi ve mâhı!

Garîblerin yârı, şahların şâhı!

Hakk’ın sevgilisi, Habîbullahı,

Bizlere de imdâd, şefâat eyle!...

 

Bütün alemlere rahmetsin rahmet!!! 

Sana yâr olanlar çeker mi zahmet?

Dünyada olmazsa, ahrette. Evet!

Bizlere de imdâd, şefâat eyle!...

 

Doğdun gül misâli, baharda açtın!

Olmadı Mekke’de, Yesrîb’e göçtün!!!

Ölmedin, Refîk-i A’lâ’ya uçtun!

Bizlere de imdâd, şefâat eyle!...

 

Seni vasf eylemek düşer mi bize?!!

Câiz mi huzurda girişmek söze?!!

Eğer Cenâb-ı Hak verirse vize,

Bizlere de imdâd, şefâat eyle!...

 

Bilmem ne söylesem methine dâir?!

Seni övmüş, yazmış binlerce şâir.

Tamâmen olsak da âsî ve sâir,

Bizlere de imdâd, şefâat eyle!...

 

Sen bir elmas topu, insanlar kaya!

Sen arşa uçarsın, gayrisi yaya.

El açıp, yalvarıp Yüce Mevlaya

Bizlere de imdâd, şefâat eyle!...

 

Mû’cizen Kur’an’dır, canlı bir misâl!

Cihanda kendine kendinsin emsâl!

Zaman tükeniyor, yakındır visâl.

Bizlere de imdâd, şefâat eyle!...

 

Olamadık sana layık bir ümmet!

Terk ettik vâcibi, değil ki sünnet!

Hakk’ın rahmeti bol, geniştir cennet.

Bizlere de imdâd, şefâat eyle!...

 

Ne geldi gönlüme, aynını yazdım.

Belki bu hâlimle ruhunu üzdüm!

Biz davadan caydık, ben yoldan azdım.

Bizlere de imdâd, şefâat eyle!...

 

Ey Nebiyy-i Zî-Şân! Şâh-ı dü-cihân!

Gönder gül bağından bize bir reyhân!

Gedâdır kapında, yalvarır Şahan,

Bizlere de imdâd, şefâat eyle!...

 

                                               Ramazan Şahan

----------------------------------------------------------------------------------------------------

Işığın güneşten keskin

Aydınlanır cümle alem

Bir an olsun yüzün görem

Nuruna kurban olduğum

 

Bastığın yolun olsaydım

İçtiğin suyun olsaydım

Şefaat et bizler için

Yoluna kurban olduğum

 

Bütün her şey kalem olsa

Denizler mürekkep dolsa

Yazmak mümkün müdür seni

Adına kurban olduğum

 

Allah’ın sevgili kulu

Gösterdin gidilecek yolu

İslamdır temeli dalı

Şanına kurban olduğum

 

Kuran-ı kerim ile geldin

Bize mutluluklar verdin

Göğe çıktın O'nu gördün

Gözüne kurban olduğum

 

Muhammed Karabağ

 

Can Peygamberim

 

Sen Resuller resulüsün

Gönülbahçemizin gülüsün.

Taa yüreğimiz içinde gömülüsün.

Gül kokuyor o güzel teninde

Alemlere rahmetsin can peygamberim

İsmin bir duadır her gönülde

Canım fedadır yolunda can peygamberim

 

Ben gülleri çok severim,

Gül Sensin, gülşen sensin,Güneş Sensin,

Rehberimsin, son Peygamberimsin.

Sevgi pazarında bir tezgâh açtım;

Serdim yüreğimi, yolunun üstüne,

Çünkü senin yolunda dert, derman olur;

Ateş güle döner, gülistan olur!..

Cümle âlemlere bir fermân olur;

Gül açmazki bir daha gülün üstüne.

 

Canım Peygamberimsin Sen Benim

 

Canım peygamberim;

Senin sayende öğrendim,

Bu güzel dinimi,

Canım peygamberimsin sen benim.

 

Senin sayende İmam ,Hatipe geldim,

Allah için dinimi öğrendim.

Çok teşekkür ederim,

Canım peygamberimsin sen benim.

 

Sırf bizim için;

Ne eziyetler çektin.

Seni ne çok severim;

Canım peygamberimsin sen benim.

 

 

 

 

 

YA HAZRETİ MUHAMMED

Ya Hz.Muhammed

Arşın kubbelerine adı nurla yazılan,

İsmi semâda Ahmed yerde Muhammed olan,

Yedi katlı göklerde Hak cemalini bulan,

Evvel ahir yolcusu ya Hz.Muhammed.

Sağnak nur yağmurları inerken yedi kattan,

O gece sendin gelen ezel kadar uzaktan,

Melekler her zerreye müjde verirken Haktan,

O gece sendin gelen ya Hz. Muhammed.

Güneşler o gecenin nuruna secdederken,

Yıldızlar meşk eder içinde kainat vecd ederken,

Bütün hamdü senâlar yüce Rabbe giderken,

O gece sendin gelen ya Hz. Muhammed.

Kâbe’de şirk taşları putlar yere dönerken,

Cehalet bayrakları birer birer inerken, 

Bin yıllık küfr ateşi ebediyyen sönerken,

O gece sendin gelen ya Hz. Muhammed.

O gece Save gölü mucizeyle kururken,

Kisra saraylarında sütunlar savrulurken,

Arzdan arşa alemler rahmetini bulurken,

O gece sendin gelen ya Hz. Muhammed.

Senki doğum kundağı ak bulutla örülen,

Doğar doğmaz Allah’a secde emri verilen,

Alnında alemlere rahmet tacı görülen,

Kainat efendisi ya Hz. Muhammed.

Senki güzel huyların ahlakın meş’alesi,

Sabır doruklarında beşerin en yücesi,

Senin cennet mekanın fakirlerin hanesi,

Gönüller hazinesi ya Hz. Muhammed.

Sana şahid sonsuzlar ezelden beri her an,

Sana şahid ayetler her zerre ve her mekan,

Senden uzak kalmaya nasıl dayanırki can,

Sen her canda canansın ya Hz. Muhammed.

Miraç gecesi birbir açılıyorken gökler,

Seni selamlıyorken her katta peygamberler,

Öyle bir an geldiki durdu bütün melekler,

Hakka yalnız yürüdün ya Hz. Muhammed.

Gönül gözü görmeyen can gözünü neylesin,

Dünya da dönmeyen dil mahşerde ne söylesin,

Mevla bütün beşeri ümmetinden eylesin,

Sancağının altında ya Hz.Muhammed.

Dursun Ali Erzincanlı

------------------------------------------------------------------------------------------------

ALLAH BİRDİR PEYGAMBER HAK

 

Allah birdir Peygamber Hak

Rabbül alemindir mutlak

Senlik benlik nedir bırak

Söyleyim geldi sırası

Kürt’ü Türk’ü ve Çerkes’i

Hep Adem’in oğlu kızı

Beraberce şehit gazi

Yanlış var mı ve neresi?

 

Kuran’a bak İncil’e bak

Dört kitabın dördü de Hak

Hakir görüp ırk ayırmak

Hakikatte yüz karası

 

Binbir ismin birinden tut

Senlik benlik nedir sil at

Tuttuğun yola doğru git

Yoldan çıkıp olma asi

 

Yezit nedir, ne kızılbaş

Değil miyiz hep bir kardaş

Bizi yakar bizim ateş

Söndürmektir tek çaresi

 

Kimi ne çeker dilinden

Hem belinden hem elinden

Hayır ve şer emelinden                                                                                                          Hakikat bunun burası

 

Şu alemi yaratan bir

Odur külli şeye kadir

Alevi Sünnilik nedir

Menfaattir varvarası

 

 

Cümle canlı hep topraktan

Var olmuşuz emir Haktan

Rahmet dile sen Allah’tan

Tükenmez rahmet deryası

 

Veysel sapma sağa sola

Sen Allah’tan birlik dile

İkilikten gelir bela

Dava insanlık davası…

 

Aşık Veysel

------------------------------------------------------------------------------------------------------